Ahmed Ziya Bey, piposunu ısıra ısıra, o gece ne demişti:
"-...Kemal Paşa'yla Enver Paşa'yı birbirine karıştırıyorsunuz. Eski paşaları tasfiye etmeyi inkılap sanan Kemal Paşa değildir, Enver Paşa'dır; Babıali baskınıyla hükümet darbesi yapan da o, yani İttihatçılar! Kemal Paşa'nın cunta fikri yok. Meclis fikri var, hatta şura fikri! Halktan topladığı kongrelerle irade-yi milliyeyi tahukkuk ettirmeyi uğraşır durur, Kuva-yı milliyeyi onun emrine verir. Sizin 27 Mayıs, fikrimce, ondan ziyade Enver Paşa'nın izini sürüyor binbaşı bey; Kemal Paşa Jakobindir, siz Bonopartiste'siniz.
Nereden nereye, Ümid'in Erzincan'dayken ona gönderdiği mektuplardan birini hatırlıyor. Kocaman yuvarlak, birbirine geçmiş harflerle 'Atatürkçü bir devrim ihtimali' konusunda yazdıklarını:
"...Kemal Paşa Samsun'a asker inmişti. Karabekir Kazım'la, Ali Fuat Paşa'yla mutabıktılar. Anadolu hareketini, askeri bir hareket olarak planlamasına, o günkü şartlar altında, hiçbir engel yoktu. Öyle yapmayıp halk kongreleri, meclisler, hatta şuralarla sonuca gitmeyi tercih etmesindeki sebep nedir, düşünmeliyiz: Bonopartisme değil demokratik bir devrim yapmayı istiyordu. Askeri bir isyan, hele generaller kademesinde yürütülürse, hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir şiarına nasıl bağlanabilir?"