Mühendis iyidir abi. Dağa koy çalışır, şantiyeye ver çalışır, en uzak fabrikaya, Azerbaycan’daki petrol rafinerisine, Kazakistan’daki bi tersaneye gönder çalışır, bindir gemiye dünyayı gezsin, ses çıkarmaz, işten kaçmaz. Mühendis nettir. Verilere bakar, istenilenlere en kısa, kolay ve ucuz yoldan ulaşmaya çalışır. Problem çözmek için vardır. İşe yarar. Ama şunu da söyleyeyim, dünya dev bir makine fakültesine dönerse, kaçma kapsülüne biner kaçarım dünyadan. Mühendis sıkıcıdır. Mühendis eğlencesizdir, ilginç değildir, hikayesiz büyümüş hikayesiz bırakılmıştır. İnsanların en hastası olunan şeyden, hikayeden yoksundur. Hikayenin bi parçası olmayanlar, hikaye anlatır. Paso geyik basar mühendisler, geyiği çok pistir. Kapılan kurtulamaz. Garip bi çekiciliği vardır ama bir o kadar da tehlikelidir.
Siyasal hayatımız ve tüm unsurlarıyla toplumsal hayatımız, bu kadar uzun zaman içinde bu kadar çok tecrübe yaşadıktan sonra, artık yeni öfke dönemlerine girmemeli… Öyle bir tehlikeden kendini koruyabilmeli… Siyasal ve toplumsal mücadeleler daha sakin ve tarafların birbirine daha saygılı olacağı bir ortamda sürüdürülebilmeli…
Yoksa işte, sinirler geriliyor. Sorunlar büyüyor, gereksiz yere vakit kaybediliyor. Ve bunun, topluma da, toplum içindeki tek tek kişilere de verdiği zarar büyük oluyor. Mehmet Akif’in ünlü beyti klasiktir. Çok hatırlatılır. Ama çok da doğrudur. Biz de hatırlatalım:
“Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”