Hər qaranlığın çarəsi Günəş deyil ki.
Başkalarının hayatına bu kadar meraklıysanız roman okuyun.
Letting go the person you love is the highest form of true love.
"Bilirsən,illər keçir, yaşa dolduqca hərşeyə ayıq baxırsan, başa düşürsən ki bəşəriyyətin dahisi deyilsən, başa düşürsən ki həyatda sənin kimilər çoxdur, elə ki bunları başa düşdün, onda yaşamaq da asan olur. Sakitcə oturub öz işini görürsən."
Geç uyanıyorum. geçen yıl karım öldü.
şehrin bir ucuna gömdük kırk yıllık sevgilimi.
bunu inanılmaz şekilde normalize ettik.
her gün karım ölüyo gibi yaptık.
karım ölürken başındaki hemşire söyledi.
''hayat deva ediyo.'' yazıyomuş, tam da ona sevgilisi. şu yeşil waterloo penceresinde değişik bir bakış açısı,ama etmiyor oğlum be!
sanki dünyada oyunlar bitti ve yollar da bitti.
pilav nasıl yapılır? hayat nasıl silinir?
hepsini onun notlarında öğrendim.
arkadaşım öldüğü için arkadaşlar bana iyi davrandı bir süre. dediler ki içlerinden ''bunun karısı öldü. bizim karımız kocamız ölse o bize iyi davranırdı.'' bizim de ona karısı öldü diye iyi davranmamız yok mu?
napacaklarını şaşırdılar.
bir sağa bir sola sıkılıp, ilk gün şakalar konuştuk birbirimize.
ama nasıl şakalar.
ölüm hakkında ve güldük ağlamaktan :)
ikinci ve üçüncü gün de. kraftwerk dinleyip durduk.
sosyal özürlü arkadaşlarımla.
bense artık iyi şaka yapamıyorum.
şakasız kaldım diyebilirim ya da.
kimse anlamıyor onun gibi neyapsam.
kulaklarımı bile ve gözlüğümü kaybettim.
ektiğim her çiçek soluyor.
saçlarım azaldı.
pembeye boyamayı bıraktım sakallarımı.
arada çocuklara bakıyorum çocuklar bana bakıyor.
ayna işlevi görüyoruz birbirimizle.
onlar benden daha şanssız.
bunu da ediyoruz anında, normalize.
doktorum iyi olduğumu söylüyor daha on yıl yaşarmışım.
belki onbeş dedi.
sağ olsun doktorum çok iyi, profesör.
"Öbür dünyada anlarız," dedi şakayla karışık.
"Öbür dünyada mı? Ben o dünyayı sevmiyorum. Sevmiyorum," dedi ürkek ve vahşi gözlerini kardeşinin yüzüne dikerek. "Bütün bu alçaklıklardan, kendinin ya da başkalarının kafa karışıklıklarından kurtulmak iyi olurdu ama ölümden korkuyorum, korkunç derecede korkuyorum." Ürpermişti
Kendini hissediyor ve başkası olmak istemiyordu. Yalnızca eskiden olduğundan daha iyi biri olmak istiyordu. İlk olarak, bugünden başlayarak evliliğin ona vereceği o olağanüstü mutluluğa daha fazla bel bağlamayacak ve bunun sonucu olarak da yaşadığı günü boş vermeyecekti.
Şanki hayatının bütün izleri onu sarmış, şöyle diyordu. "Hayır, bizi bırakamazsın, başka biri olamazsın, neysen o olacaksın, kuşkularınla, kendinden sonsuz memnuniyetsizliğinle, kendini boşuna düzeltme çabalarınla ve yaşadığın düşüşlerle ve senin için olanaksız, sana yazılmayan o sonsuz mutluluk beklentinle, neysen o olarak kalacaksın."
Ama bunu eşyaları söylüyordu, içindeki başka bir ses ise geçmişe boyun eğmemesini ve yapmak istediği her şeyin mümkün olduğunu söylüyordu.