Halit Ertuğrul, her gün sayısız mektuplar alan bir yazar. Bu mektuplarda müthiş olaylar, çeşitli anılar ve dönüş hikayeleri yer alıyor. Mektuplar; başı boş, perişan, bitkin ve günahlara bulanmış hayatların nasıl kurtulup, imanla buluştuğunu, yüreklerin nasıl huzurla dolduğunu ve gözlerin nasıl yaşlar döktüğünü dile getirmektedir. Elinizdeki AYSEL isimli kitap da, böyle bir mektuptan oluşuyor. Öksüz ve yetim kalmış, yetiştirme yurdunda büyümüş, insafsız insanların ve art niyetli kişilerin elinde gençliğini harap etmiş bir genç kızın, akılları durduran hayat mücadelesi ve sonunda amansız kanser hastalığı... İntihar edip, kurtulmayı isterken, gönlüne doğan, içini aydınlatan iman ışığıyla müthiş bir dönüş, ibretli bir son. İnsan ilişkilerini, gençlik problemlerini, toplumsal yozlaşmayı sorgulayan bu kitap, intihar etmek üzere olan bir kızın kurtuluşunu anlatmaktadır.
Hayata mutsuz başlayanların sonu mutlu olarak mı biter mutsuz olarak mı? Tartışma konusu olan bir kitaptı. Bol bol karamsarlık,berbat yaşamlar,acı ne ararsanız vardı işte. Mustafa ile Cavidenin hayatları. Cavide Mustafa'yı ortaokula giderken sever. Mustafa ise onu umursamaz,Cavide'nin sevgisiyle alay eder. Çünkü sevmeyi bilmeyen,babasız büyüyen bir genç. Bunun üzerine Cavide okulu bırakır ve ondan haber alınmaz. Sonra olaylar olaylar derken bir bakmışız ki bir gece Cavide sigara almak için sokağa çıkar. Bu sırada Mustafa onu evinin penceresinden görür ve aşık olur. Tabi Cavide olduğundan habersizdir. İşte Cavide'yi arar durur,Mustafa vurulur falan gibi olaylar. Sonuç olarak Cavide'yi babası tecavüz etmiştir,Cavide de pavyonda çalışıyordur. Öyle bir şeyler bir şeyler. İnsan okurken eh yeter falan diyor. En azından ben dedim. Bu kadar da acı olur mu? Ha birde bunlar kavuştuklarında beraber intihar ediyorlar. Buraya iyi hoş diyelim ama intihar etmeden önce gözlerini jiletle oymakta nedir be arkadaş. Son gördüğüm sen ol Cavide bak gözlerimi oyuyorum falan filan. Bu kadar olayı okurken iyi olabilecekseniz,İyi okumalar.