"Haklısın. Kısa zamanda yaşadığın onca şey... Belki başkası olsa bu kadar bile dayanamazdı."
"Öyle mi dersin?"
"Kesinlikle. Fakat ayakta duruyorsun diye iyi olduğunu düşünüp kendine yüklenmeye devam etme. Ruh yarası kabuk bağlamaz."
"Ruh yarası mı?" diye tekrarladım.
"İnsanı insan hasta eder, derler. Kimsenin ruhu kendiliğinden hasta düşmez, ötekinin yaşattıklarıyla yaralanır kalırmış. İlacıysa yarayı açanda değil, ruhun derinliklerinde yatarmış."
"Yani diyorsun ki Fame Evi ve Frame seni üzmüş, öfkelendirmiş olabilir, bunun sonucunda hastalanıp baygın bile düşmüş olabilirsin ama yeniden mutlu olmanın tek yolu sensin. Fame Evi ya da Frame değil."
Benimle bir romanın içindeymişiz gibi konuştuğunu cümlelerini daha basit kalıplarla yinelememle fark edince güldü. "Evet, aynen öyle demek istedim."
"Hım," dedim içimde tanımlayamadığım bir his oluşurken. "Yani, güç içimde diyebilir miyiz?"
"Kesinlikle bunu diyebiliriz."