Su

Su
@_Nymph_
Bırak gitsin. Bırak git. Yeniden doğuyorum. Küllerimden değil; maviliğimden yeniden doğuyorum.
Bilgisayar
Üniversite
1 Şubat 2005
63 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı

Su

, bir kitap okudu
6/10
·496 syf.·
2024 33. kitabı
Danielle Lori
6.8/10 · 3.573 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Son zemheri kurbanı, Maya'ydı." Doruk Ilgaz, sızlayan gözleriyle daha önce hissetmediği kadar sarsıldı. "Amelya İsis'in zihni öldürmezse kendi zihni onu öldürecek..." diye düşündü kadın. "Çünkü bir canavarı henüz küçükken kilit altına koyduğunda, büyüdükçe kafesin kırılacağını unutmamalısın."
"Bu konuda bana yardım edebileceğini sanmıyorum." Gözlerimi durmadan yol alan trenin geride bıraktığı raylara çevirdim. Orada ölen onlarca duyguyu içime çekip başımı ona doğru çevirdim. "Kimse yardım edemez. Bu benim savaşım, benim yolum. Eşlik etmek isteseniz de bu koltuk tek kişilik." Ama bir otobüs dolusu yalnızlık... "Neyle savaştığını bilmezsem sana yardım edemem." Omuzlarımdan tutup beni kendine doğru çekti. İkimizin de eli kolu bağlıydı. Birbirimize yardım edemediğimiz bir düğümün, iki ucundaydık, koştukça daha da çok karıştığı kördüğümün. "Ben ondan daha güçlüyüm," diye fısıldadım kanıtlamak ister gibi. "Onların sahip olamadığı şeyler var bende." Kendimi geriye doğru çektim. Çenem gerilmişti. "Ben yalnız değilim," dedim kararlılıkla. Fetih benimleydi. Pars benimleydi. Pamir benimleydi. Annemin sevgisi, Doruk'un sahiplenişi benimleydi. Öfkeye gerek yoktu, korkmalıydım belki ama geriye kaçmaya gerek yoktu. "Ben duygusuz da değilim. Esila gibi kendi kafamın içinde kaybolmayacağım. Ya da diğerleri neden kendi sonunu getirdiyse..." Kocaman açtığım gözlerimle ona güvence vermek istedim. "Bu şekilde ölmeyeceğim ben Kumral, onların bana dayattığı bir ölüm şekliyle değil! Öldürülmeyeceğim. Hayatımı, benim için kiralanmış başıboş bir kurşundan kacarak yasamayacağım " Saclarımdan akan yağmur suları sıcacık hissetmemi sağlamıştı. Orada ilk defa Fetih Yargıcı'nın, Kumral'ın bana; acıyarak, üzülerek, severek, şefkatle ya da koruma güdüsüyle değil de gurur duyarak baktığını gördüm. "Kaçmayacaksın, ma petite." Hafifçe kıvrıldı dudakları. Yüzü aydınlanmıştı. "Gerekirse senin için o kurşunun önüne atlayacağımızı biliyorsun ama asla sana dokunmasına izin vermeyeceğiz." "Bir kurşunla da savaşamayacaksak, peh!" Pars'ın ne kadar süredir orada olduğunu bilmiyordum. Muhtemelen hemen
"Sana neden kızgın?" diye sordum yine bir şeyleri kaçırdığımın siniri sesime yansımıştı. "Bunu nereden çıkardın?" "Yüzüne bakmadı." Kolunu omzuma atıp sırıtmaya devam etti. "Bir şekilde her türlü kazanan ben oldum, hazmetmesi kolay değildir." Çalılık yolda ilerlerken gözlerimi kırpıştırdım, etraf soğumuştu ama bunun sebebi beni kendine çeken buz gibi bedenin sahibi de olabilirdi. "Bulduğu için sahiplendiği bir elmasın ışığını çalıyoruz." Bir anlığına düşünüp anlamaya çalıştım. "Babamın elindeki elmas benim ama sen bir Hükümdar'sın, beni işleyen sensin..." Parmaklarımla oynarken huysuzca başımı kaldırdım. "Yani sana ait olduğumu mu ima ediyorsun, kendini beğenmiş?" Omuzlarımdan tutarak beni daha yakınına çekti, hareketi başımı ona doğru kaldırmama neden olmuştu. "Hayır, baş belası. Olay da bu ya zaten. Bir elmas yapabilmek için kömür madenine inmen ve o parçayı bulman gerekir; sonra onu ince ince işlemen... Sanatın büyüsü buradan gelir. Esere o kadar emek verirsin ki sonunda onu yapan sen de olsan, sana sahip olan o olur." Bunu ilahi bir şeyden bahseder gibi bir saygıyla söylemişti.
"Seni ne hâle getirdim," dedim gözlerimi silerek. "Düşmüş prens..." Başımı tamamen yastığa gömmeye çalışmama engel oldu. "Sen kendine bak, kovulmuş melek." Başımı kaldırıp tavana baktım. "Aslında o kendini gökyüzünden aşağı attı, ona kovulmuş melek dediniz." "Melekler uçabilir." "Kanatları kırılmış." "O hâlde ben, onu her zaman tutarım." Beni yeniden kendine doğru çekti, yanaklarımdaki ve dudaklarımdaki gözyaşlarını özenle sildi. "Şimdi uyu artık yarın kaldığın yerden devam edeceksin ve kastettiğim şey ağlamak değil, Amelya." "Nasıl yapacağımı da söylersin umarım." Gözlerimi kapattım. "Sadece elimi tut, artık tek başına değilsin." Belki de sadece o gece için hem sıkı sıkı onun ellerine hem de bu düşünceye tutunarak, uzun zaman sonra suyun altından çıkmış gibi rahat bir şekilde uykuya daldım.