"Bizi yalnız bırakın, onunla önce benim konuşmam gerekiyor." Doruk yeniden konuştuğunda boş gözlerle ona baktım. Hâlâ benim üzerimde bir etkisi olduğunu mu sanıyordu, hâlâ bana söyleyeceklerine inanmamı mı bekliyordu?
"Bir etkisi olacakmış gibi," dedim. Onların karşısında titreyen Maya Efnan'ı kendi elleriyle öldürmüşlerdi. Şimdi herkes Fetih Yargıcı'nın ellerinden çıkan bir silahla mücadele etmek zorundaydı. Bunu yalnızca onlara karşı kabul edecektim. Kumral'a bile kızgın olduğum noktalar vardı ancak hiçbir ihanet beni Doruk Ilgaz'ınki kadar yıkamazdı. Ve o hakkını fazlasıyla kullanmıştı.
Bir ipucu, mantıklı herhangi bir şeyin peşindeydim. Oyun konusunda iyi olabilirlerdi ama ben de kuklalar hakkında birkaç şey biliyordum.
Fısıltılar kendini derin bir sessizliğe bırakmış birilerinin bir şeyler yapmasını, beni durdurmasını bekliyordu ancak şu an aklı olan herkesin benden uzak durmasını önerirdim. Anlaşılan hâlâ kontrolünü sağlayamadığım bu güç, sinirimle doğru orantılıydı ve ben şu anda gerçekten öfkeliydim. Çok fazla.
İsmim Maya, diye anımsadım.
İsmim Amelya.
Ben geceye doğanım.
Ben geceyim.
Ben onların zihniyim.
"Ben," dedim büyük bir kararlılıkla. "Sizin." Derin bir nefes verdim. Sadece odaklandım. Zihni benimdi, o benimdi. Kafamın içinde onlarca insanla birlikte nefes alıyordum. Karşı koymaya çalışıyordu ama işe yaramıyordu ve asla işe yaramayacaktı. Bu doğrudan zihnimden onun zihnine gönderdiğim bir komuttu. Bir kere gözlerinden bağlandığım zaman zihni bana tamamen açılıyor ve ben ne düşünürsem onu yapıyordu. Bir kez daha aynı şey oldu. Adam karşı koymaya çalışsa ve deli gibi haykırsa bile tam karşımda, dizlerinin üzerinde debeleniyordu. "Sonunuzu getirecek Avcıyım."
"Bunu görmüştüm," diye itiraf ettim. "Benim yüzümden yok olduğunu, gözlerindeki ihaneti... Bana olan nefretini..."
Yumuşayan bakışlarında artık dayanamadığının kanıtı ıstırap dolu bir pes ediş hâkimdi.
Birbirimize karşı pes etmiştik.
"Benimle kalsan sana sıkı sıkı sarılırdım, kâbuslar gördüğünde seni uyandırırdım. Gözyaşlarını silerdim, senin için, ruhun için savaşırdım. Ama sen beni bıraktın Maya."
Sözleri kalbimi ezip geçerken boğazımdan kaçan hıçkırıkla alnımı artık tamamen pes ederek göğsüne yasladım.
"Yapmadım," dedim sonunda, bambaşka bir gözle baktım o an orada ona. "Ben seni bırakmadım. Benim, senin tarafından bırakılmamaya ihtiyacım vardı yalnızca. Bana söz vermiştin, beni kendimden bile; düşüncelerimden bile koruyacaktın."
Parmaklarımın altında atan nabzı sözlerimin vurgun dolu etkisiyle tekledi. "Yapmadın, Kumral."
"Çıkmaz sokak," diye fısıldadı. "Son zamanlarda onlardan ne çok var."
Yarı gülümseyen yüzüne baktım. Üst dişlerini gösterecek şekilde, gamzesini ortaya çıkaracak kadar harika bir şekilde gülümsedi. Elimi yanağına, gamzesinin üzerine bastırdım.
"İkimizin arasındaki bir sır olmasını istiyorum yanağındaki çukurun."
Söylediğim her ne ise onu daha çok hırpaladı.
"Kumral," diye fısıldadım.
"Aç artık gözlerini," dedim keyifle. "Benim adım Amelya Efnan, ben senin en büyük korkunum." Kelimeler dudaklarımın arasından bir deli cesaretiyle çıkmıştı. "Ve yemin ederim senin sonun olacağım."