"O yoktu. Yokluğu daha şimdiden kendini anımsattı, içim titriyor gibi oldu. Onu aramak, nasıl ve nerede olduğunu sormak, ne zaman geleceğini öğrenmek istiyordum. İsteseydi, o beni arardı değil mi?"
"O bir deprem değildi belki ama her defasında bana baktığında sarsılıp yıkılıyordum. Uçurum değildi ama ben gözlerinin karalığından düşüp kaybolduğuma yemin edebilirim."
"Ama öyle olmadı. Onu gördüğüm an yüreğimin içi acıdı. Defalarca kez olduğu gibi. Sanki bir el her defasında onu görünce göğsüme ateş edip beni delik deşik ediyordu."
Bu tatsız akşam saatinde
Görünmez kanatlarınızla,
Cama vurmayın hâtıralar.
Sessizliğine doyamadığım
O eski saatleri, yeni
Baştan kurmayın hâtıralar.
Suda yıldızlara uyarak,
Siz de uzaktan, bir çakıp bir
Sönüp durmayın hâtıralar.
Bu tatsız akşam saatinde
Başımda pervaneler gibi
Dönüp durmayın hâtıralar.