Saadet Aydınlı

Ve ben, kendi evine yabancı. artık yeniden tanışmalar gerek bize Anlatacak hiç hikayem yok, demek yaşamadım sayılır Sisli bir perdenin ardından izlıyorum yaşantımı Alık alık bakıyorum önceden gülümsediğim yüzlere Ne zaman figüranı oldum başrolünde oynadığım oyunun? Her insan bir öyküdür ben mantık hatalarıyla doluyum Tanrım! Yalvarırım sil beni yeryüzünden Her şeyden ve benden geriye beraber 1. senesini doldurduğum bipolar tanısı, bir de 3. derece yanık izi kaldı. Yine de içimde cılız bir ses "ümitvar olmak lazım" diyor, bir yerde okumuştum: " bazı şeylerin çözülemeyeceğini kabullenmek bir düğüm açmaktır.."
Duygu ve Düşünce
Reklam
Biriniz alsın elimden bu dizgileri Çeksin göz önümden şu dizeleri yoksa korkarım dostlar .. korkarım yakındır ölmem ölürsem, fazla şiirden Edip Cansever gibi ..
Hayata Dair
Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli, belini sarmayalı, gözünün içinde durmayalı, aklının aydınlığına sorular sormayalı, dokunmayalı sıcaklığına karnının. Yüz yıldır bekler beni bir şehirde bir kadın. Aynı daldaydık, aynı daldaydık. Aynı daldan düşüp ayrıldık. Aramızda yüz yıllık zaman, yol yüz yıllık. Nazım Hikmet Ran Yüz yıldır alacakaranlıkta koşuyorum ardından.
Şiir
Mrs. C.S.K. kalbimin köşesi'ne döktüğüm satırlar.. ; "Ne ara iki yıl oldu bilemiyorum, ilk zamanlar günlerin her biri sene uzunluğundaydı oysa, hani sakızı iki yanından çekersin uzar da uzar ya, tıpkı öyle bayağı anlamsız uzunlukta. Şimdiyse "ne ara?" diyorum, sorsan su bile bu kadar hızlı akmamıştır zannımca. Çok tuhaf.. Çekmecelerinde kıyafetleri öylece duruyor, bir kısmını bağışladık. Lavaboda aynanın önünde diş fırçası var, atamadım. Ona dair onu hatırlatan küçük şeyler var bunun gibi, sanki onları kaldırsak atsak babamı hatırlatan son şeyleri de yok etmiş olacağız, sanki o tümüyle unutulacak gibi. Hâlbuki bu mümkün değil o kadar birikmiş anı da var ama bana öyle geliyor işte. Mezarına gitmedim hâlâ, gidemedim. Oysa aramızda en fazla on dakika yürüme mesafesi var. Biliyorum öldüğünü ama anlamlandırmak istemiyorum işte. 09.01.2021'de uzun yola gitmiş de bir gün gelecekmiş gibi davranıyorum ona, mezarına gitsem bu ihtimali ortadan kaldırmış olacağım, besbelli onun ölümüne yenik düşeceğim, doğrusunu bildiğim halde kendimi kandırmaz isem gerçeği beni zehirleyecek.. babam mezarında ölü ben de burada yaşayan ölü olacağım.. Çok korkuyorum bir gün onun sesini unutmaktan. meslek sahibi olacağım, yok. aşık olup evleneceğim, yok. belki aşık olduğum adamdan çocuğum bile olacak o yine yok, kimi özelliklerini dedesine benzeteceğiz belki hatta ama yok. yok, yok, yok... O artık hatıralarda yaşayan biri artık işte, varsa yoksa yokluktan ibaret.. Sofradan kalkan bir tabağın, ocakta küçülen bir tencerenin öyle büyük anlamı varmış ki Cansuyu, çok özlüyorum. Korkarım yıllar sonra bir gün babamsız geçirdiğim gün sayısı babamla geçirdiğim gün sayısını geçecek.. İnsan babasından yaşlı olur mu hiç.. belki olacağım. Tüm bunlar çok tuhaf, Vefatından sonra "iyi
Ayrılık
Reklam