Saadet Aydınlı

Bir Garip Meczup Şair: William Blake.
9/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2023 20. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2023 10:45
Masumiyet çoçuktur paktır .. tecrübe ise yetkin, yetişkindir kirlidir .. Masumiyet ve Tecrübe. Bu ikisinden şarkılar... Daha önce adıyla bu denli müsemma bir kitap gördüm mü yahut daha önce bir kitap bana bunu gerçekten böylesine hissettirdi mi bilemiyorum. Adamakıllı -her ne kadar bu tabirden pek hoşlaşmasam da yerine kullanabileceğim kelime hatrıma gelmediğinden, ve dahi oturup bunu da düşünemeyeceğimden .. ki, vallahi beynim acıyor, kıvrımlarındaki cam kırıklarını hissedebiliyorum o kırıkları göremesem de. Şu zamanlar bir şey akletsem beynimin her hareketinde düşüncelerim; birini tanıyacak olsam, kimi sevsem sevgim acıyor, kim beni sevse. Neyse, kelime dizilişlerimin doğru olup olmadığından bile emin değilim yazmak değil düpedüz iç dökmek bu rastgele. Yeltendiğim incelemenin hakkını verdim mi, bu bir inceleme mi onu bile bilmiyorum. Suları tüketilen sözlerle ancak bu kadar işte .. ne yaparsın. Şu güzelim şeye niye bu puanları reva görmüşler aklım almıyor doğrusu. Ne diyeyim, yaralarına değmemişse demek dizeleri ya da dokununanı hissedemeyecek kadar kalın ve sertse o yaraların kabukları .. ne diyeyim o vakit. "Daha fazla nasıl sevebilirim Baba, Seni ya da kardeşlerimden birini? Kapı önünde kırıntı toplayan Küçük kuş gibi seviyorum seni." "Baba, baba, nereye gidiyorsun Ah bu kadar hızlı yürüme. Konuş baba, Kaybolacağım yoksa," "Sonra çıplak ve beyaz, bırakıp bütün çantaları arkada, Bulutların üstüne yükselmiş, eğlenmişler rüzgârda. Ve Melek Tom’a iyi bir çocuk olursa, Tanrı’nın ona Baba olacağını söylemiş, ve üzülmeyeceğini bir daha." Ve, "Bağlı ve yorgun, en iyisi bu dedim. Somurtup durmak göğsünde annemin." Şiirin yaramdır Sevgili Blake. Şiirin yaramdır. Bütünüyle bende yaşıyor acı çeken tarafın ..
Şiir
Masumiyet ve Tecrübe ŞarkılarıWilliam Blake · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,798 okunma
Reklam
"çünkü hayat kurban arar..."
Puan vermedi·76 syf.··
Beğendi
·
2020 73. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2020 16:58
"Düşmedim Daha." Belli zamanlarda bu şarkıya uğrayıp tekrarlarım: "Düşmedim daha."( 90'lar çocuğu abi yahut abla müthiş bir şey :) Ama dinlerken beni adeta yerin dibine sokar, oturduğum yere gömülür kalırım. Yine de: "düşmedim daha." "Kitapları da varmış, öyleyse okumak gerek bir zaman." "Bütün Güzel Çocuklar Şüpheli, bununla başlayayım." Başladım, bir paragrafı okuyorum, "Allah Allah" diyorum sonra durup, "tuhaf..." Nasıl tarif etmeli bu kitaptakileri bilmiyorum, doğru kelimeleri bulamıyorum bir türlü. Sanki... Sanki öylesine yazılmış gibiler. Bir okuduğumu dönüp tekrar okuyorum, bütün olarak baktığımda manasız görünen paragrafların arasında anlamla dolup taşan cümleler fark ediyorum sonra. Bu öylesine yazılmışlığın içinde öylesine yazılmamış dedirten şeyler var, sızısını içimde duyuyorum... Bazen insanın anlaşılması için anlaşılmaz olması gerekiyor, anlıyorum Umay Abla... "Ne zor, yazarak anlatmaya çalışmak sustuklarını." diyorsun. Ve sustukça zorlaşıyor anlatmak... "yüzüme bakıyorum acım beni yaşlandırmış olabilir mi?" diyorsun; bir an aklıma ablam geliyor, birkaç sene öncesi: - "Kaz ayakların mı çıkmış senin?" "Kızım kaç yaşındasın sen daha yeni 16 olmadın mı?" - "Ee evet, bilmem, öyle mi, hem o ne be?" Bir koşu gidip aynaya bakıyorum, gözlerimin etrafındaki çizgileri kastediyormuş. Gördüm, iki çizgi de ağzımın kenarlarına yerleşmiş. Odaya dönüp "çok gülüyorum ya ondan olacak... gözlüğü de kullanmadım zaten yüz tipime gitmedi diye, bir de gözümü kısarak bakıyorum uzağa." - "..." "Kabahat bende, "ver abim oradan bir kilo domates!" der gibi gözlük mü seçilir? Adamın gösterdiği ilk modeli "tamam bu olsun" deyip aldım çıktım bir an önce eve döneyim diye. Neyse..." Ertesi sabah yine aynaya bakıyorum, niye önce fark edemedim ki bu çizgileri? Oysa sabah akşam
Şiir
Bütün Güzel Çocuklar ŞüpheliUmay Umay · Altıkırkbeş Yayınları · 20172,361 okunma
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2020 29. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2020 17:37
Nasıl başlanır söze bilemedim, kapatmıştım hesabımı. Hani olur ya bir anda her şeyi bırakıp gitmek istersiniz kimi zaman, silinmek... Sıkılırsınız, bunalırsınız, her şey herkes üstünüze üstünüze gelir lâkin bir yere kıpırdayamazsınız. Ben böyle zamanlarda sosyal medya hesaplarımı kapatırım, böyle silinirim dünyadan. Belki bir devekuşuyum, kafamı kuma gömüp ben kimseyi görmez olunca kimse de beni görmez zannediyorum. Her neyse işte... Kitaplığımda okunmayı beklerken üzerini toz bürümüş Ben, Kirke'nin. Merak edip almış, lâkin benim de bilmediğim bir sebepten ötürü sürekli ertelemiştim kendisini okumayı. Kısmet içime döndüğüm; kendimi, amacımı ve daha birçok şeyi sorguladığım bugünlere imiş. Zamanını bekliyormuş Kirke. Helios ve Perseis'in kızı Kirke. Gösterişli, yetenekli doğan kardeşlerinin arasında çirkin, çelimsiz, sevilmeyen, sesine bile tahammül edilemeyen, güçsüz, yalnız bırakılmış kız çocuğu... Kötü anılır Kirke mitolojide, erkekleri domuza çevirip ağılına katmaktan zevk alır. Lâkin Miller farklı bakar Kirke'ye, farklı ele alır hikayesini. "Ozanlar benden, –erkek– kahramanın karşısında diz çöküp merhamet dilenen bir kadın olarak bahsetti hep; ilaç katarmışım tatlı şaraplarına, büyüleyip domuza çevirirmişim hızlı giden gemilerin tayfasını, babaevini unutturur, sılaya kavuşmalarına müsaade etmezmişim. Ne demeli, kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimidir; yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikâye olmazmış gibi." Kirke bedeninden faydanlanmak isteyen erkekleri domuza çevirir, hak ettikleri cezayı verir onlara, güzel de yapar, oh olsun! İlk büyüsünü de aşık olduğu ölümlü için yapmıştır, cadılık demek illa nefret, kötülük kıskançlık demek değildir, ilk büyüsü aşktandır onun... Kimi kitapları gerçekten sindirerek okumak
1000Kitap
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
Paylaştıkça artan mutluluk değil hüzünmüş meğer...
Puan vermedi·84 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2020 13:34
Kısır bir döngünün içindeyim dünden beri: Yazıyorum, siliyorum, yazıyorum, siliyorum... Saçmalarsam affola, ben bilmiyorum 45 yıllık hayat arkadaşını kaybetmenin acısını, yaşım 45'in yarısı bile değil henüz. Kitabın kapağını aralayınca Hatice Erbaş'ın şu sözü karşılıyor sizi: "Babanız içerde şiir yazıyor diye Çocuklarımı sessiz ağlattım ben." Bu söz Hatice Erbaş'ın vefatından sonra bir yakını tarafından aktarılıyor Şükrü Erbaş'a. "Pervane" isimli kitabıyla Dağlarca Şiir Ödülü'nü almasının ardından şunları söylüyor Erbaş: "Onun bakımını hiç aksatmadım ama bu şiirlerin yazılması, onun zamanından çaldığım anlarda oldu düşüncesi vicdanen tedirgin ediyor. Eşimin ölümünden sonra öğrendim, ‘Ben babanız içeride şiir yazıyor diye çocuklarımı içerde sessiz ağlattım’ demiş. Bir sonraki kitabımda bunu girişine koyacağım. Bu benim yazdıklarımdan çok daha kıymetli geliyor bana" Ah Ömür Hanım, ne güzel eşmişsin sen... Kitabı başından sonuna ağlayarak okudum, şu satırları okuyup da ağlamamak elde mi? "Ömür Hanım, şahgülüm, Köroğulu'm... sana bir nefes olamayan şiirden de geçtim." "Üç yıldır ölüyorsun Hatice Yataktan kalkıyorum, ölüyorsun Odadan odaya geçiyorum, ölüyorsun Su içiyorum, boğazımda mezar hecesi bir taş" "Çengeli mezarına asılı Bir soruyum dünya ortasında: İnsan neden ölür Hatice Ölüm neden vardır?" "Bir gün yanına gelmesem Mezarının yalnızlığı doluyor gövdeme." "Açsam mezarını alıp getirsem Yattığı yerlere toprak olduğum." "Ölümü senden mi öğrenecektim Soluğu canımdan çekilen kadınım."
Şiir
Yaşıyoruz SessizceŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201616bin okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2020 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2020 19:39
Müzisyen, siyasetçi, yazar, yönetmen, senarist... Livaneli yapmışsa güzel yapmıştır, ben kim oluyorum da Zülfü Livaneli gibi bir kişiliği eleştireyim? Vasfım ne? İnsanlığa ne faydam dokundu, edebiyata katkım var mı? Yok mu? Öyleyse susayım. Bir kitabı (kendimizce) olumlu olumsuz yönleriyle değerlendirmek için kitap yazmış olmak mı gerekir? Livaneli eleştirilemez mi? Kendisini seviyoruz diye herhangi birinin her işini beğenmek zorunda mıyız? Severek okuduğumuz bir kitap yahut yazar hakkında olumsuz eleştiride bulunan birine rastlayınca ceylan yavrusu görmüş aç aslan gibi saldırıya geçmek doğru mudur? Okuduğum üçüncü Livaneli romanı, üç kitabın bitiminde de aynı şeyler: Sanki devamı yazılacakmış ama bundan bir anda vazgeçilmiş gibi bir hava ve kitap boyu peşimi bırakmayan eksiklik hissi. Serenad, Kardeşimin Hikayesi, Son Ada... Hiçbirinde kitaba dahil olamadım. Ne Serenad'da Maya'yı hissedebildim, ne Kardeşimin Hikayesi'nde Ahmet'i, ne de Son Ada'da Yazar'ı. Karakterler buram buram yapmacıklık kokuyor. Yazarın anlatımı oldukça yalın, elinizdeki bir Livaneli kitabı ise süslenmiş cümlelere rastlamanız pek mümkün değil, edebî bir anlatım yok, bana kalırsa kendisinin edebî yazmak gibi bir kaygısı da yok. Livaneli için nasıl anlattığı değil ne anlattığı önemli. Neden böyle diyorum? Edebî anlamda doyurmadı ama okuduğum kitaplarında vermek istediği mesajları çok net aldım. Hatta bu mesajları kitaplarından birer alıntıyla açıklamak mümkün, Kardeşimin Hikayesi'nde: "Hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez." Serenad'da: "Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!" "Peki, sen ne görüyorsun bakalım?"
1000Kitap
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma