Nasıl başlanır söze bilemedim, kapatmıştım hesabımı. Hani olur ya bir anda her şeyi bırakıp gitmek istersiniz kimi zaman, silinmek... Sıkılırsınız, bunalırsınız, her şey herkes üstünüze üstünüze gelir lâkin bir yere kıpırdayamazsınız. Ben böyle zamanlarda sosyal medya hesaplarımı kapatırım, böyle silinirim dünyadan. Belki bir devekuşuyum, kafamı kuma gömüp ben kimseyi görmez olunca kimse de beni görmez zannediyorum. Her neyse işte...
Kitaplığımda okunmayı beklerken üzerini toz bürümüş Ben, Kirke'nin. Merak edip almış, lâkin benim de bilmediğim bir sebepten ötürü sürekli ertelemiştim kendisini okumayı. Kısmet içime döndüğüm; kendimi, amacımı ve daha birçok şeyi sorguladığım bugünlere imiş. Zamanını bekliyormuş Kirke.
Helios ve Perseis'in kızı Kirke. Gösterişli, yetenekli doğan kardeşlerinin arasında çirkin, çelimsiz, sevilmeyen, sesine bile tahammül edilemeyen, güçsüz, yalnız bırakılmış kız çocuğu...
Kötü anılır Kirke mitolojide, erkekleri domuza çevirip ağılına katmaktan zevk alır. Lâkin Miller farklı bakar Kirke'ye, farklı ele alır hikayesini.
"Ozanlar benden, –erkek– kahramanın karşısında diz çöküp merhamet dilenen bir kadın olarak bahsetti hep; ilaç katarmışım tatlı şaraplarına, büyüleyip domuza çevirirmişim hızlı giden gemilerin tayfasını, babaevini unutturur, sılaya kavuşmalarına müsaade etmezmişim. Ne demeli, kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimidir; yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikâye olmazmış gibi."
Kirke bedeninden faydanlanmak isteyen erkekleri domuza çevirir, hak ettikleri cezayı verir onlara, güzel de yapar, oh olsun! İlk büyüsünü de aşık olduğu ölümlü için yapmıştır, cadılık demek illa nefret, kötülük kıskançlık demek değildir, ilk büyüsü aşktandır onun...
Kimi kitapları gerçekten sindirerek okumak