Semih Abacı

Semih Abacı
@_Semih_Abaci_
Ben Bir Filozofum
Natüralist Bir Kitap Olarak Germinal'in İncelemesi
9/10
·616 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
İşçilik zor olduğu kadar da ulu bir meslektir. Bir işi yapmak ve yapabilirliği sürdürmek, her insanın sahip olabileceği bir yetenek değildir. İşçiliğin teknik konuların yanında başka sorunları da vardır. Bunların en önemlisi de kuşkusuzgeçim sıkıntısıdır. Gerçekten de, çalışanlar genelde kıtkanaat geçinirler. Bu durum bu dönemin gelişmiş sosyal ve kültürel "ağı" sayesinde -bir nebze- engellenilmiş olsa da, geçmiş dönemler için doğal olarak bu ayrım yapılamaz. Bu özellik dikkate alındığında, işçilerin gerçekten zorluklar içinde yaşadığı daha kolay anlamlandırılabilir. Kitabımız da bu zorlukları sorgulamakla başlıyor. "Pekala, işçiler zorlanıyor. Ama neden?" ini sorgulatıyor, Zola. Bu kısımda "sorgulatıyor" kelimesini özellikle kullanıldığını söylemek isterim; çünkü, kitabımızda bir sürü ideolojinin bir sürü tasfiri ve nitelendirilmesi satır aralarında açıkça belirtiliyor. Yazarımızın objektiviteyi koruyup bu ideolojilerin hiçbirine yakınlık göstermeden romanını sürdürüyor. Olayların ve ideolojilerin "aksayan yönlerini" büyük bir açıklıkla anlatıyor. Ve bu nedene bir çözüm bulmaya çalışıyor, en sonunda da bu cevapsız soruya yanıt olarak, ideolojiler insanları sarmaya ve en masumları bile "ayartmaya" başlıyor. İşçinin bu "ezikliğinin" bir yerden sonra ciddi sonuçlar doğurabildiği ve bu sonuçların ilerde ne gibi yansımalarda bulunabileceği kitapta hissettiriliyor. Takdir edersiniz ki, kitap boyu devam eden bu devrimci hava, bir noktada infilak ediyor ve farklı şekillerde romanımız boyunca bize eşlik ediyor. Böyle bir konuyu seyrederken de, uzun mekan tasvirlerini, karakter analizlerini, karakter değişim ve gelişimlerini inceliyor ve insan psikolojisinin derinlerine iniyoruz. Pek tabii, bu derinlik kitabın "karanlık" havasına bir ustalık ve çekicilik katıyor. Bilindiği
1000Kitap
GerminalEmile Zola · Can Yayınları · 201714,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kafka'nın İlk Eseri Olarak "Amerika"
6/10
·292 syf.··
2021 10. kitabı
Franz Kafka, çok büyük bir yazardır. Bunu kimsenin inkar edeceğini sanmıyorum. Bu büyük yazarın ilk romanını ise beğendiğini söylemek istiyorum. Yazarımızın tedirgin, yalnız, miskin, umutsuz ve hatta isyankar edebiyatının tohumlarının bu kitaptan ekildiğini söylemek isterim. Her ne kadar daha mutlu ve umutlu bir hava kitapta etkili olsa da, tedirginliğin ve arayışın kitapta etkin bir şekilde yer aldığını söylemek gerek. Kafka'ya özel bu havanın okura heyecan ve zevk kazandırdığını da söylemek istiyorum. Olaylar, dahice seçilmiş ve iyi kurgulanmış olsalar da bir yerden sonra okuru "sıkmaya" ve "baymaya" başlıyor. Bunun yazarın ilk kitabı olduğu için bir sorun olmadığı söylenebilir ama şu da unutulmamalı ki, bu kitap çağımızdaki çoğu yazarın kitaplarından daha ustaca hazırlanmış. Karakterlerin hal, hareket ve diyalogsal tutumları her ne kadar güzel senarize edilse de, okurda özel bir etki bırakmıyor. Altıntılanabilir içerik, Kafka standartlarına göre, maalesef çok az ve bu da kitabın ün seviyesini maalesef düşürüyor. Fakat burada da bir ustalığın varolduğu muhakkak. Mekan tasvirleri ise muazzam... Özellikle 100. Sayfaya kadarki bölümde, yazar harika bir "Amerika" portresi oluşturuyor. Bu gibi portreleri çokça okuyan ve seven bir okur olarak şunu söyleyebilirim ki, böyle ustaca bir tasvir çok ender görülür bir şeydir. Tiplerin altlarında yatan anlamların ve temsil ettikleri ideallerin satır araları, her ne kadar alıntılanamasa da, birer ders niteliğinde. Bu kitabı yeni olarak okuyacak okuyuculara bir şey söylememek için, bu konuyu burada kesmek durumundayım. Ama şunu söylemeliyim ki, kitaptaki tipsel idealler size çok şey katacaktır. Kitabın "yarım" bir sonla bitmesinin ise bir kusur olduğunu sanmıyorum. Bunun daha çok yazara bağlı olduğu kanaatindeyim. Şu da var ki,
Edebiyat
AmerikaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20173,498 okunma
Nitelikli Bir Kitap Olarak "Notre Dame'ın Kamburu"
9/10
·572 syf.··
2021 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2021 00:54
Kitaptaki olaylar hakkında konuşmaya başlamadan önce, ki bu zaman geldiğinde size haber vereceğim, bu kitabın "güzelliğinden" size bahsetmek istiyorum: Kitabımız Victor Hugo gibi büyük bir üstadın elinden, görece, "erken" çıkan bir eseridir. Bu eseri 29 yaşında yazmış olmasına rağmen, kitabın her yerinde yazarın "büyüklüğü" belli oluyor. Kitap hakkında birkaç söz söylemek gerekirse: Olaylar gayet açıklayıcı ve net bir biçimde ele alınmış, merak duygusu ciddi ölçüde kullanılmış ve karakter psikolojileri çok güzel ve nitelikli olarak dile getirilmiştir. "İş Bankası Kültür Yayınları"nın elinden çıkan bu baskı için söyleyebilirim ki, gayet başarılı bir çeviri olmuş (Zaten böyle bir yayın evi için de aksi iddia edilemezdi.). Kitap adına edeceğim tek eleştiri ise: Çok fazla "ağır" betimleme olmasıdır. Ben şahsen betimleme okumayı çok seven bir okurumdur, ama Notre Dame Katedralinin ve Paris'in bu "bilimsel ve tarihi" betimlemeleri beni pek açmadı doğrusu. Şunu da söylemek isterim ki, bu betimlemeler kitabın değerinden hiçbir şey eksiltmemekle beraber, aksine kitabın değerini birkaç kat arttırmaktadır. Bilimsel bir hava katmak edebi eserleri, her dönemde olduğu gibi, bi tık daha iyi yapıyor denebilir. Son olarak; bu "beni sıkan" betimlemelerin sadece bu eser veya yazar için olmadığını, çoğu büyük yazar için de bu durumun geçerli olduğunu söylemek istiyorum. Burada Olay Örgüsü Hakkında Konuşacağım. Bir edebi eserde bu kadar mükemmel bir olay örgüsünün olabileceğini pek sanmıyordum doğrusu. Çok müthiş bir şekilde "Quasimodo" adındaki "babayiğitin" psikolojik dalgalanmalarını görüyoruz. Esmaralda'nın tuhaf aklının yol açtığı aptallıkları ve Frollo'nun yaşadıklarını hatta yaşattıklarını okuyoruz. Kitapta çokça kırılma anı var: Quasimodo'nun cezası, Esmeralda ve Phoebus'un
Edebiyat
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
İnsan Bakımından, "İnsan Neyle Yaşar"
Puan vermedi·96 syf.··
2021 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2021 00:58
İnsan son derece "tuhaf" bir varlıktır. Bunu bilmek sosyoloji, psikoloji ve hatta siyaset bilgisi gerektirmez; sadece Tolstoy'dan okuyacağınız bir öykü bunu size anlatabilir... Tolstoy "tuhaf' bir adam. İnsanın psikolojisini, bu kadar doğal ve güzel anlatması gerçekten takdire şayan, bunu tüm samimiyetimle söylüyorum. İçerisinde birçok öykü barındıran bu kitabımız, insanı ve insan olmayı bize çok iyi ve "çok çabuk" gösteriyor. Metnin aşağıdaki paragrafı spoilerlıdır. Tabii bu öykülerden en çok göze çarpan hikayesinin, "İnsan Neyle Yaşar" olduğunu düşünüyorum. Hikayemiz, bir "meleğin kovulmasıyla" başlıyor. İncil'den de ayetler gördüğümüz bu eser bize üç tane soru yöneltiyor: İnsanda ne var? İnsanda ne yok? İnsan Neyle Yaşar! Bu üç bunalımlı soruyu "meleğimiz" ile beraber çözmeye çalışıyoruz. En sonunda bulduğumuz cevaplar ise: İnsanda sevgi vardır: İnsan en başta başıboş gezen üç beş kişiydi denebilir. Bu insanlar; sonradan düşündüler ki, "Biz bu şekilde yaşayarak yok oluyoruz, bizim bu doğaya karşı durmamız veya en azından yaşamamız gerek. Bunu için de birleşmemiz ve birlik olmamız gerekiyor." Bu "genelge" ile birlikte insanlığın "toplum" dediğimiz kesimi hayat bulmuş oluyor. İnsan bencildir (bkz. Hobbes ve Spinoza), ama içgüdüleri vardır. Bu içgüdülerin en çetini, açık ara farkla, yaşama yönelik olandır. "Yaşam İçgüdüsü" dediğimiz bu mekanizma, bencilliğimiz ile savaşır. Bu savaş asla bitmez. Bazı zamanlar, yaşam; bazı zamanlar, bencillik üstün gelir. Bu sayede insanlık "kesimlere" ayrılır. Sözüm özü; yaşam, bencilliğe karşı yürüttüğü bu mücadelede iyi tarafa dönüşür, bencilliğin toplum için yararlı olmadığı aşıkardır ve toplum için faydayı "iyi" olarak değerlendirirsek, bencillik kötüdür. Kötüye karşı iyi olanlardan biri ve en güçlüsü de, sevgidir. Sevgi,
Felsefe
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234,5bin okunma