Goethe: "Ya örs olacaksın, ya çekiç" diyor. Şark, Sadi'den Gandi'ye kadar aksi kanaatte: "Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez."
Kim haklı?
İdealin konuştuğu yerde vicdan susar. Sokaktaki insanın tek vazifesi vardır:neslini devam ettirmek. Tabiatı icabı muhafazakârdır, itaatkârdır, hürmetkardır.
Ayırıcı vasfı törelere boyun eğmektir; bundan gocunmaz da. Yığın büyük adama kanunu çiğnemek hakkını tanımaz. Suçlunun kellesini keser; böyle yaparken de mizacına uvgun davranmış olur. Ama bir nesil sonra aynı kalabalık kellesini kestiği adamı azizleştirir. Yığın hale hükmeder, büyük adam istikbal'e. Yığın, kurduğu düzenin koruyucusudur ve soyumuzu arttırır. Büyük adam dünyayı yerinden oynatır ve hayali bir düzenin mimarı olmak ister. Her iki insanın da en tabiî hakkı yaşamak. Bu ezelî savaş, yeni bir Kudüs'e yani ilâhî nizamın kurulacağı bahtiyar güne kadar sürüp gidecektir. Her büyük adam çarmıhta can vermez. Talih gülümser bazılarına: kendileri kelle keserler.
Cihanşümul insan diye bir şey yok. Fert var, ferdin kendisi, yani ben. İnsan olmak, ideal insanı gerçekleştirmek... Lâf bunlar. Beşeriyi temsil edecekmişim,niçin? Kendi kendime yetmek, kendi kendimden hoşnut olmak biricik görevim.
Benden başka nev'i beşer yok. Ne kural tanının, ne yasa, ne model. Yaramaz bir çocuk, örnek bir çocuktan; herkese kafa tutan insan, dış baskılara boyun eğen yaratıktan çok daha sıhhatli.
"Emil "Kitâb-ı Mukaddesin şeytana yüklediği suçları hemcinsine yükler. Tanrı,ihtiyar bir oyuncakçı; insan hoyrat bir çocuk. 'Yaratanın elinden çıkarken her şey güzel, insanı elinde her şey yozlaşır."