Hz. Peygamber'in, fitri temayülleri doğrultusunda balı ve kabağı sevmesine bakarak bir Müslüman'ın da balı ve kabağı sevmesinin zorunlu olduğunu söyleyemeyiz. Başka bir ifade ile bir ümmet mensubu bala ve kabağa karşı duymuş olduğu antipati ile Peygamberimiz'e (sav) muhalefet etmiş olmaz.
Peygamberler birer insan olmaları sebebiyle beşeriyetin gerektirdiği tüm davranış modelleri ve sıfatları onlarda da görülür. Yemek, içmek, acıkmak, susamak, hastalanmak ve ölmek gibi biyolojik durumlar; gülmek, ağlamak, üzülmek, sevinmek, acımak ve kızmak gibi psikolojik tecelliler; evlenmek, çocuk sahibi olmak, alışveriş yapmak vb. sosyal ilişki tarzları onlarda da müşahede edilmiştir. Fakat onlar, asıl gaye olan tebliğ ve irşada zarar veren ve toplumsal nefreti uyandıran biyolojik arızalardan uzaktır. Delilik ve cüzzam gibi hastalıklar onlar için muhal olduğu gibi sağır ve âmâ olmak, uzun süre baygın kalmak gibi nübüvvetin sıhhatine mâni olan vasıflar da onlarda görülmez. Hz. Yakup'un (as) gözüne inen perde bir süre sonra düzelmiştir. Hz. Şuayb'ın kör olduğu ile ilgili rivayetler ise sabit değildir.Doğrudan peygamberlikle ilgili olmayan dünyevî konularda bazı zamanlar yanılmaları ve unutmaları da mümkündür.