İbnü's-Semmak şöyle demiştir: "Dünya kime meyl ve muhabbet göstererek tadını ve lezzetini yudumlatırsa, ahirette o nispette acılığını yutturur. Çünkü dünyaya bu kadar meyleden kimse âhiretten uzaklaşır."
Hind Filozofu Beydeba şöyle demiştir: "Dünyanın peşinden gidip onu talep eden kişi deniz suyu içen kimse gibidir. İçtikçe susuzluğu artar, bir türlü suya kanmaz."
Allah ilmi, eğer ilminle amel edersen lehine; başkalarına emrettiğini kendin yapmazsan aleyhine hakem yapmıştır. Hakkı da seni kendisine götüren kılavuz veya kendisini sana getiren rehber kılmıştır. Şunu unutma ki dünya imkanlarına kavuşursan bu, helâk edici sorumluluklar anlamına gelir. Eğer elinde dünyalık imkânlar yoksa bu da yakıp yok edici musibetler demektir. Dünyanın insanın yüzüne gülmesi devamlı değildir. Bir gün mutlaka ayrılacaktır. Öyle ise onun sorumluluklarından kurtulmak için kendini ondan ayrılmaya ve alakayı kesmeye alıştır ki musibetlerinden emin olasın.
İsrail b. Muhammed el-Kâdî'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Harabe yerlerde bulunan bir mecnuna (meczûba) rastladım, bana dedi ki: 'Ey İsrail! Allah'tan öyle kork ki bu korku seni O'nun affını ümit etmekten alıkoysun. Çünkü hiçbir şey yapmadan O'nun affını ümit etmek insanı Allah'tan korkmaktan alıkor. Allah'a kaç, Allah'tan kaçma!"