Hükema şöyle demiştir: "İlim talep eden ve iyilik yapan kişi yemek yiyen insana benzer: Yemek yiyen kişi yeteri kadar yerse kendini helâk olmaktan korur; eğer aşırı yerse rahatsızlanır, ihtimal ki ölümü de bundan olur. İlaç kullanmaktan maksat aslında şifa bulmaktır. Ama ilacı aşırı şekilde almak ise öldürücü zehir haline gelebilir."
Kişi cahil olmasına rağmen rızkına rahat bir şekilde kavuşur. Alim olmasına rağmen insan rızkını zor temin eder. Rızıklar akla göre olsaydı o zaman cehaletinden dolayı hayvanlar helak olurdu.
İmam Şafii radıyallahu anh ilim dallarının her birinin faziletini beyan ederek şöyle demiştir: "Kur'ân öğrenenin kıymeti büyür. Fıkıh öğrenen kimsenin kadri yüce olur. Hadis yazanın delili güçlüdür. Hesap öğrenen kimsenin görüşü sağlam ve güzel olur. Dil öğrenen kimsenin tabiatı incelir. Kim nefsini korumazsa ilminin ona faydası olmaz."
Hayatım hakkı için, insanın nefsini koruması bütün faziletlerin aslıdır.
Büzürcemihr'e, "İlim mi daha faziletli yoksa mal mı?" diye sorulmuş, o da "İlim daha faziletlidir" diye cevap vermiştir. Yine Büzürcemihr'e "Bize ne oluyor ki alimleri zenginlerin kapılarında görüyoruz da zenginleri nerede ise âlimlerin kapılarında göremiyoruz?" diye sorulmuş, "Alimler malın faydasını bildiklerinden, câhiller ise ilmin faziletini bilmediklerinden" diye cevap vermiştir.