İstanbul lacivert,ipek bir gecelik giymiş,oldukça cezbedici duruyordu karşımda. Hafifçe başımı kaldırıp baktıktan sonra tekrar bakışlarımı öne eğdim.
Bütün gece onunla vakit geçirmeyi isterdim ama olmadı. İstanbul yanıma usulca sokulup öpücük kondurdu boynuma.
“Üzgünüm…Gitmeliyim.”
Ben sabah ışığını arıyorum.
Ben sabah ışığını arıyorum.
Ben sabah ışığını arıyorum.
Ben seni arıyorum….
Sanırım birilerinin bana şükran duygularıyla yaklaşmasını bile kaldıracak durumda değilim. Kimseler bana bağlı olmasın,ihtiyaç duymasın, yokluğumdan etkilenmesin istiyorum,varlığımın tüm izleri parça parça silinsin, gri bir ayrıntı olayım şehrin arkalarında. Önemsenmeden geçilen bir ayrıntı, kimsenin durup dikkat etmediği...
Bir düşüş yaşıyordum. Düşüş kelimesinin içinde dönüp duran bütün karanlık anlamlarla tanıştım bu süre içinde. Ya da başkalarının düşüş hikayelerini pek iyi bilmediğimden böyle geliyor. Neticede insan düşüyorsa, yeryüzünün en sarsıcı düşüşünü kendisi yaşıyordur.