Uyu ki unut büyüyemediğini. Yaşayamadığını unut. Uyu ki görme nasıl bir dünyada yaşadığını. Uyu ki görme nasıl bit hayata mahkûm edildiğimizi. Uyu ki görme dünyanın her yanında dili, dini, ırkı ne olursa olsun çocuklara yapılanları. Şen kıkırdamaların yükseldiği bahçelerde, ölüm kokulu çığlıkları duymadan uyu.
Acı bir tat kapladı dudaklarımı, unutulmuşluğun acı tadı: Eğer rüzgâr, bastığımız yerlerde bizden kalan son izleri de yok edecekse, neye yarardı yaşamak?
...Nefesimi tutarak sayfaları çevirdim.Onun gözleri de aynı kelimeleri takip etmişti.Aynı hikâye onun zihninde de canlanmıştı,şimdi benim zihnimde canlandığı gibi. Bu kitap boyunca birbirimize bağlanmıştık.İşte yine zihnimin içindeydi,güneş ışığı gibi bana gülümsüyordu.Kitaplar size hikâyelerden daha fazlasını verir.Kitaplar size kaybettiğiniz insanları geri verir.