Kimse ne tohuma elini sürecek, ne de büyüsün diye hırsla başında bekleyecek. İnsanlar yetiştirmedikleri şeyleri yiyecekler. Ekmekle aralarında bir ilişki kalmayacak. Toprak, demirin altında eziliyor ve demirin altında yavaş yavaş ölüyor. Çünkü toprak, artık ne seviliyor ve ne de lanetleniyor; artık ona ne dua eden ve ne de küfreden var.
Dağılıp saçılmaya hazır, uyuyan bir yaşam... Her tohum ayrı bir dağıtma aracı bekleyen biçimde: Eğri oklar, paraşütler, küçük mızraklar ve ufacık dikenli topaklar... hepsi de hayvanları, rüzgârı, bir erkek pantolonunun paçasını, bir kadın eteğinin kenarını bekliyor... hepsi, pasif, ama hepsinde de harekete geçecek araçlar var, hepsi de sessiz duruyor, ama hepsi de bu harekete katılmaya hazır...
Ruh ve yürek yüke artık katlanamaz olunca yük hiç olmazsa biraz eşit dağılsın diye yarısını ciğer üstlenir,diye yazmıştı bir keresinde bir mektubunda ve onun hastalığı da böyleydi.
O ürkek,çekingen,nazik ve iyi bir insandı,ne var ki yazdığı kitaplar acımasız ve acıtıcıydı.