gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu ağlardım
Attila İlhan
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zweig okurken hep garip bir duyguya kapılıyorum. Sanki birinin zihninin içine hapsoluyorum ve çıkış kapısı da yok. "Amok Koşucusu"nda da aynısını yaşadım.
Bir doktorun hikâyesini anlatıyor ama aslında doktor falan değil konu, tamamen insanın içindeki o kontrol edilemeyen taraf. Bir kadına takılıyor ve ondan sonra hayatı resmen raydan çıkıyor. Normal bir istek ya da aşk değil bu; bildiğin takıntı. Öyle bir noktaya geliyor ki sanki gözünü kapatıp koşuyor ve hiçbir şey görmüyor. İşte bu yüzden adı "Amok Koşucusu."
Ben okurken hem sinirlendim hem de üzüldüm. Çünkü karakterin kendini kaybedişine şahit olmak çok can acıtıcıydı. İçten içe hep şunu düşündüm: "Bir insan nasıl olur da kendini bu kadar tüketir?" Ama sonra fark ettim ki hepimizde küçük küçük "amok koşuları" var. Bazılarımız aşkta, bazılarımız işte, bazılarımız hırslarımızda.
️Koşarken nereye gittiğimizi biliyor muyuz, yoksa sadece kaçmak için mi koşuyoruz?
Stefan Zweig
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma