O FORTUNA

O FORTUNA
My name is Giovanni Giorgio but everybody calls me Giorgio.
Tarıma gelince, Akdeniz'in tahıl, üzüm ve zeytin dün­yası, Osmanlı İmparatorluğunu Türk-Moğol ve İslam ge­lenekleri kadar kesin bir şekilde biçimlendirmişti. Bir "çiftçi imparatorluğu" olarak Osmanlı devletinin, aynı topraklarda hüküm sürmüş Roma ve Bizans imparator­ luklarıyla ortak noktaları, Türk halklarının eski tarihin­deki bozkır imparatorluklarıyla paylaştığı noktalardan çok daha fazlaydı. Toprak üzerindeki hakların bölün­müş olduğu bir sistemde, ekilebilir arazinin büyük kıs­mı "miri" olarak (Arapça emiri'den gelir; emir'e, yani hü­ kümdara ait anlamında) sınıflandırılmıştı. Miri toprakla­rın büyük kısmı da idari olarak sipahilere tahsis edilen tımarlara ayrılmıştı. En altta, küçük çiftlikler yaygındı. Çiftçi aile reislerinin bu çiftlikler üstünde kalıcı, kanun­larca korunmuş tasarruf hakkı vardı. Halil İnalcık buna "çifthane" sistemi adını verir, Bizans ve Roma'daki proto­ tiplere denk düştüğünü söyler. Boyunduruğa koşulan iki öküz anlamına "çift" ile "hane"yi birleştiren terim, küçük aile çiftliğini demografik, ekonomik ve mali bakımdan te­mel yapı taşı sayar.
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Gitgide daha fazla bütünleşmiş, rekabetçi bir dünyada, olayların seyri gösteriyordu ki Türk halkları­nın kaderi şuna bağlıydı: Devlet mi kuracaklardı, yoksa toplumsal ve siyasi hayatın merkezileşmemiş biçimle­rinde inat edip makropolitik bütünleşmenin iplerini baş­kalarına mı kaptıracaklardı?
Tarih
Dervişler, Atlar ve Tüfekler.
Ateşli silahla­rın yaygınlaşması atlı okçuların yenilmezliğine de bir son verdi. Göçebe fatihler ve emirlerin kaynaklandığı bozkır dünyası artık tarihte bir rol oynamayacaktı. Uzun vadede İç Asya'nın kaderi Çin ile Rusya arasında bölünmek ola­cak, bu süreç 19. yüzyılın sonunda tamamlanacaktı. Geniş batı bozkırında, eskiden ufukta devasa bir imparatorlu­ğun tehditkar karaltısı -Çin'in Moğolistan'ı tehdidi gibi­ olmadığı dönemlerde, siyasi bir merkeze bağlı bulunma­ma gibi bir lükse sahip olunabilirdi; oysa Rus İmparator­luğu bozkır halklarının özgürlüğü pahasına genişlemeye başladığında, bu durum felakete davet anlamına geldi. Bu arada, Asya'nın imparatorluk kurucu odakları içten dışa kaydı ve görkemli sonuçlar doğurdu. Belli başlı üç İsla­mi imparatorluk ortaya çıktı, hepsinin kökeninde şu ya da bu ölçüde Türk halkları vardı: Osmanlı İmparatorluğu (1300-1922), Safevi İmparatorluğu (1501-1722) ve Mugal İmparatorluğu (1526-1858). Asya anakarasındaki bu bü­ yük yerli imparatorluklar çağını özetlerken, Çin'in en bü­ yük iki hanedanının da bu dönemde hüküm sürdüğünü belirtmeden geçmeyelim: Mingler ( 1368-1662) ve Oingler (Çingler; 1662-1912). Bu siyasi değişimlerin yanı sıra Türklerin kendi or­ tamlarının ötesindeki dünyanın maddi ve kültürel akım­ larıyla bütünleşme süreci, ateşli silahların yayılmasının da gösterdiği üzere, devam ediyordu. Birçok bölgede ko­ nuşulan Osmanlıca, Çağatay Türkçesi ve Farsça gibi dil­ lerde kozmopolit edebi kültürlerin gelişmesi, bölgesel dü­zeyde kültürel bütünleşmeyi kolaylaştırdı. Tasavvuf kül­türüne dayanan tarikatlar biçimindeki, en ücra köşelere bile yayılan "dini enternasyonaller" de bu bütünleşmeyi kolaylaştırıyordu. Hem Avrasya'yı baştan başa kateden doğu-batı ticaretinde hem de bölgesel kuzey-güney tica­retinde önemli gelişmeler
Tarih
Fetihler, Pireler ve Vebalar.
Avrasya'nın bir bütün haline gelmesinin bir bedeli var­ dı elbette. Moğol fetihleri ve vergilerinin yanı sıra tarih­ çi Emmanuel Leroy Ladurie'nin sözleriyle "ortak mikrop pazarı"97 da kurulmuştu; 1340'larda Çin'den İngiltere'ye kadar yayılan veba salgını Asya ile Avrupa'nın hastalık odaklarını birbirine kalıcı şekilde bağlamıştı. William McNeill'e göre, Moğollar Himalayalar'ın Hindistan, Çin ve Birmanya arasındaki yamaçlarını fethettiklerinde bura­ daki kazıcı kemiriciler ile pirelerde hıyarcıklı veba salgını vardı; dolayısıyla Moğollar bilmeden veba basilini kuze­ye, Avrasya bozkırlarının kazıcı kemiricilerine geçirdiler. Veba basili kuzey bozkırlarının kemirici yuvalarında yeni bir bulaşıcı hastalık odağı olarak yerleşti ve Çin'den Kı­rım' a kadar uzanan kervan yolları boyunca yayılmasını karadan sürdürdü; 1346'da Kırım'dan deniz yoluyla sıçra­dığı Avrupa'yı 1350'ye kadar kırıp geçirdi ve modern çağa kadar arada bir bu bölgeyi yoklamayı sürdürdü. Bozkır dünyası da vebadan nasibini aldı. Moğol dönemindeki makro ölçekli siyasi bütünlüğün yerini bölünme aldı ve Selçuklu ile Moğol döneminde İç Asya ve Ortadoğu'nun haritasını değiştiren göçebe dalgalarının sonu geldi. Bazı yerlerde merkezileşmemiş kabile mikropolitikasına dö­nüldü. Moğol "dünya sistemi," yani Moğol hegemonya­sı döneminde bütün Avrasya'da ortaya çıkan bağlantılar sistemi, 1350'de artık çökmüştü.
Tarih