Anla biraz beni, duy biraz beni
İçimde en güzel duygular saklı.
Bir gün çıkıp gelsen telli duvaklı
Ayağına toprak ben olacağım.
El değmesin saçlarına istemem
Bırak saçlarını dağınık dursun.
Veyahut rüzgârlar tel tel savursun
Saçlarına tarak ben olacağım.
Kıskançlık bir hançer gibi içimde
Ben artık o uysal çocuk değilim.
Yemin ettim çaresi yok güzelim
Ömründe son yaprak ben olacağım.
Bir gün çıkıp gideceksin
Sonra arkandan yine ince bir yağmur yağacak
Cadde cadde, sokak sokak
Sayıklar gibi dolaşıp seni arayacağım
Beni bir köşe başında ağlıyor bulacaklar.
Saklamak zor olacak, çaresiz kalacağım
Seni sevdiğimi anlayacaklar.
Cebeci İstasyonu'nda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bu insanlar,
Sen bir başka türlüydün.
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi.
Gözlerin gözlerimde erimekteydi.
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun.
Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun... ağlıyordun...
Ağgülüm şimdi Sivas'ta içli türküler söylenir.
Bütün içli türkülerde sen varsın..
Her köşe başında ürkek bir gölge gibi
Karşıma sen çıkarsın...
Ağgülüm şimdi Sivas'ta
Serin rüzgârlar eser...
Rüzgârlar alıp gider ümitlerimi
Ümitlerim gitti gider.