- Şu mu? -diye tekrarladı Prokofiy başıyla uzun boylu delikanlıyı işaret ederek. Kafasını salladı, bir şeyler geveledi ama ne dediğini seçemedim
- Kimin çocuğu diye soruyorum, -diye yineledim sorumu ve dönüp Prokofiy'e baktım.
Prokofiy'in yüzü buruştu, elmacık kemikleri titredi.
- Benimki o, -dedi ve yüzünü çevirip eliyle örttü, burnunu çekerek çocuk gibi ağlamaya başladı.
Ve ancak o zaman, Prokofiyin "benimki o" sözünden sonra, o unutulmaz, puslu sabah vakti gözümün önünde cereyan eden şeyin dehşetini sadece aklımla değil, tüm varlı
ğamla duyabildim. Gördüğüm bütün o bölük pörçük, anlaşılmaz, tuhaf şeyler ansızın basit, açık ve dehşetli bir anlam kazandı gözümde. Olanları enteresan bir temaşa gibi izlemiş olmaktan feci şekilde utandım. Durdum ve kötü bir davranışta bulunduğumun bilinciyle eve döndüm.
Sayfa 75 - Köydr Şarkılar, İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Islak yapraklar tepelerde sevinç ve huzur içinde fısıldaşıyordu ve canlı ağaçların dalları ağır ağır, azametle kıpırdanıyordu devrilmiş ölü ağacın üzerinde.
Sayfa 94 - Üç Ölüm, İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
İlk kez, yaşadığı rahat ortamı olağan görmeye alışmış olduğunun, kendi hayatını etrafında şimdiye kadar hiç gözüne ilişmemış olan derin ve karanlık uçurumlar bulunduğunun bilincine vardı.
Sayfa 76 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu