Öyle yaralar vardır ki hayatta, ruhu cüzam gibi yalnızlıkta yavașça yiyip bitirirler. Kimseye anlatılamaz bunlar; çünkü herkes bu inanılmaz yaralara genellikle tuhaf ve
az rastlanan șeyler olarak bakar. Biri çıkar da bunları anlatmaya yahut yazmaya kalkarsa, insanlar yaygın kanıya ve kendi düşüncelerine göre, onları kuşkucu ve alaycı bir gülümsemeyle karşılar. Zira insanlık henüz bir çaresini bulamamıștır bu dertlerin. Tek ilaç, şarap icerek unutmak ya da afyon ve uyușturucularla yalancı bir uykuya dalmaktır. Ama ne yazık ki bu tür ilaçların etkisi gelip geçicidir, acıyı dindirecekleri yerde, zamanla daha da şiddetlendirirler.
Acaba bir gün bu doğaüstü olayların sırrını çözecek, ruhun komadayken uyku ile uyanıklık arasinda, kendinden geçme halinde beliren gölgesinin yansımasını anlayacak biri çıkacak mı?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bunları hatırlamakla bile cesaretim tazelenmış, iyileşmeye başlamıştım.
Bu, aklımıza hiç nedensiz düștüğünü sandığımız, ama uzun süredir bastırılmış, derinlerde bekleyen isteklerin kendini göstermesinden başka bir șey olmayan fikirlerden biriydi.
Çünkü bu insanlar sadece birbirlerine sürtünüp geçiyorlar, tam olarak duygularına hâkim değiller; burada kaderlerinin ipuçları var,
ama kendileri değil. Yazarak tamamlanmaları gerekiyor.