"Küçüğe acıyıp acımadığımı sordun, değil mi?
Cevabım, artık acımıyorum, olacak. Çünkü bu zor gelse de, cezalandırıldığı andan itibaren içi rahatlamıştı. Asil dün mutsuzdu, zavallı atı kırıp ocağa attıktan sonra ev- deki herkes onu ararken, her an, her dakika bulunacağı korkusuyla yaşıyordu.
Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadat, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir. Kızımız da cezası kesinleşir kesinleşmez hafifledi. Ağlaması seni șaşırtmamali, bu sadece bir boşalmaydı, önceden baskı altında içinde duruyordu, Içte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıtıcıdır.
O eğer çocuk olmasaydı veya içini en gizli noktasına kadar görme olanağımız olsaydı, inanıyorum ki aldığı cezaya ve döktüğü gözyaşlarına rağmen, dün olduğundan çok daha hoșnut olduğunu görürdük. Oysa dün, görünürde kaygısızca ortalıkta dolaşıyordu ve kimse onu suçlamıyordu."