"Her bilinç kendine özgü bir niyet geliştirir. Ve bu niyet o bilincin neyi, nasıl anlamlandıracağını etkiler." Husserl
“Uykusuzluk, cenneti bir işkence odasına dönüştürebilecek baş döndürücü bir bilinç açıklığıdır.”
Reklam
“Hoş olanı aramanın ve hoş olmayandan kaçmanın ne yanlışlığı var? Hayat nehri, ıstırap ve zevk kıyıları arasında akar. Ancak zihin hayatla birlikte akmayı reddettiği ve kıyılara tutunup kaldığı zaman bu bir sorun haline gelir. Hayat ile birlikte akmak dediğim zaman, kabullenmeyi -gelenin gelmesine, gidenin gitmesine izin vermeyi- kastediyorum. Arzu etmeyin, korkmayın, olanları oldukları gibi ve meydana geldikleri zaman gözlemleyin, çünkü siz meydana gelen (vaki olan) şey değilsiniz, siz vaki olanın muhatabısınız. Sonuçta siz, hatta gözlemci bile değilsiniz. Siz o nihai, o en büyük potansiyelsiniz ki, her şeyi kucaklayan bilinç onun tezahürü ve ifadesidir.”
Bilinç ve bilinçaltının kapasitelerinin saniyede 2000 bit ve 4 milyar bit olduğu bilinir. Rakamlar gerçekten dile kolay. Çok basit bir bölme işlemiyle, bilinçaltının kapasitesinin bilincin 2 milyon katı olduğunu ve aralarındaki farkın benzetme yerindeyse istanbul boğazı ile bir musluktan akan su arasındaki fark kadar olduğu söyleyebilir.
İdealizm yolunu seçtiğimizi varsayarsak, o zaman felsefenin ilk ilkesi için kendinde-anlığa dönmemiz gerekir. Ama bu hantal terimi düşerek Fichte'nin de yaptığı gibi 'Ben'den söz etmeyi yeğleyebiliriz. Böylece deneyimin doğuşunu bir bakıma 'kendi' yanından açıklama girişimine bağlanmış oluruz. Gerçekte Fichte genel olarak
Sayfa 53
240 syf.
·
Puan vermedi
"Öpüşmeyle başladı aşk"diyen Adrianne Blue, öpüşmeyi nasıl keşfettiğimiz sorusunun yanıtını aramaya koyuluyor bu kitapta. Acaba Freud’un dediği gibi memeden kesilme gününün yani kıyamet gününün gelişiyle mi başladı? Yaratılıştan mı biliyoruz yoksa öğrendik mi? Birbiriyle çatışan birçok entellektüel alanda kısa bir yolculuğa çıkan ve dünya coğrafyasındaki deneyimlerini buna ekleyen yazar insanların yüzde doksanının öpüştüğünü söylüyor ve ekliyor: Artık kimse öpüşmenin çocuk yapmakla ilgisi olduğuna inanmıyor. Öpüşmenin, öpücüklerin macerasını Freud’dan etnologlara, antropologlardan şairlere, romanslardan heykel ve resme, Hollywood’dan edebiyata uzanan "tuhaf" öykülerle süslüyor. Masumiyet çağından zevk çağına öpüşlerin tarihini anlatıyor; yanak yanağa dudak dudağa; elden, dilden, cinsel organlardan, ayaktan... Doğu’da ve Batı’da öpüş geleneği, cinsel ahlakın ve kültürel koşulların ürünüdür; ama erotik öpüş, "Fransız öpücüğü" adıyla artık McDonalds’lı, tişörtlü, pop müzikli küresel dünyanın her yerinde biliniyor. Fahişeler müşterileriyle neden öpüşmez? Öpüşme aşkla mı ilgildir yoksa orgazm için bir geçiş mi? "Cinselik bugün tehlikeli hale gelince, insanları duraksatarak enine boyuna düşündürüp öpüştüren yeni bir romantik bilinç oluştu," diyen Adrianne Blue hoş, akıcı üslubuyla hayatımızın en önemli tinsel ve tensel eylemlerinden "öpüşme"yi anlamın sürekliliğini çoğaltması bağlamında ele alarak tarih öncesinden günümüze insanın etik-estetik-erotik öpüş serüvenini atgözlüksüz bir bakışla anlatıyor.
Adrianne Blue
Adrianne Blue
Öpüşme
Öpüşme
Öpüşme
ÖpüşmeAdrianne Blue · Ayrıntı Yayınları · 2000116 okunma
Reklam
hayat geçti, Tanrı firar etti, bilinç ilerledi, onunla beraber kimlik de ..
Pek fotoğraflı gönderi paylaşımı yapmıyorum. Fakat bazen konuşmak yerine görseller bilinç altına daha çok etki edebiliyor. Gelelim bizim durumumuza. Bizler aydınlanma, çağdaşlaşma terakki doğrultusunda dünyayı yamamak için dinimizi parçaladık. Ne din kaldı elimizde ne de diktiğimiz yama. Neleri kaybettik, kaybettiklerimizi nerede bulabiliriz? (bunun bilincinde bile değiliz) Yaşıyor muyuz? Evet yaşıyoruz. Aynılaşarak, şuursuzca... Din kardeşlerimiz kimsesizliği yaşarken bizler terkedilmişliğimizin içinde her geçen gün kendi ellerimizle hem dünyamızı hem de ahiretimizi batırmakla meşgulüz. Hani söz biter ya ya da ne kadar konuşsak kelimeler kifayetsiz kalır yine derdimizi anlatamayız. Öyle bir anlamsızlık içindeyiz. Rabbim bizleri affetsin ve bizlere İslam şuuru ve hidayet versin 🤲🏻
Bilinç ve Ego
Psikanalitik kuramdaki bilinç ve büyük bir buzdağının tepsi olarak olarak tesvir edilir, bilinçdışı ise suyun altında kalan en büyük kısımla temsil edilir.
Sayfa 71 - Nobel YayınlarıKitabı okuyor
" Öz bilinç "" kişinin ruh halinin ve o ruh hâli hakkındaki düşüncelerinin farkında olabilmesi"" demektir. "
Reklam
Ona göre hayvanlarla insanlar arasında temel bir tarihsellik farkı vardı. Hayvanların tarihselliği yoktu; dün ve bugün arasında bir fark hisetmezlerdi. Bu tarihsel bilinç insana özgüydü ve hayvanları kıskanmamız için bir sebepti.
Daha doğrusu rüyalar, isteklerin yerine getirilmesinin gizli ifadesidir. Nevrotik semptomlar gibi, ruh halindeki uzlaşmaların gerçekleşmeleriyle çelişen arzular ve yasaklar arasındaki etkileridir. Her ne kadar uyku, zihnin yasaklı arzuların günlük sansürünün gücünü gevşetebilse de bu sansür -yine de- rüya var olduğu sırada kısmen devam eder. Bu nedenle yalnızca çarpıtılmış durumda yaşanan, gerçekte yasaklanmış arzular oldukları için değil, gerçeği anlamak için rüyaları deşifre etmek şarttır. Çünkü rüyalar analistin düzeltmesine ve anlamlandırmasına açıktır.
Bilinç Var Olmanın Bağımlılığı Altındadır
Bilinç, daha çok var olanı algılama yetisidir. Bilinçli olmak bir seyi algılamak demektir, dolayisiyla bilincin işlev görebilmesi için, kendisi dışında bir seyin olmasi gerekir. Bu nedenle, bilgi yalnizca varolusu gerektirmekte kalmaz; ayni zamanda da varolusa bağımlıdır.
Sayfa 139
Saat 5.41. Zaman öylesine dolu ve dingin ki insanın uyumasına imkan yok. Yer yer kapıyı pencereyi sarsan, gecenin ıslaklığını soluyan, danslar edip ıslık çalan rüzgarın heyecandan boğulan sesi çınlıyor, yer yer bir böceğin melodik ahengi… Bir zaman durup öylece onu dinliyorum. Var olan ve olmuş tüm düşüncelerimi susturup yaşamın sessizliğinde bir
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.