• Her şeyi anlayarak mı yaşıyoruz sanki? Bilerek mi? Yaşadıklarımızda bilinç payının ne kadar olduğunu hiç düşündün mü? Anlamadan, düpedüz yaşadığımız ne çok şey var gündelik yaşantımızda bir düşünsene.
    Murathan Mungan
    Sayfa 13 - Metis Yayınları
  • NEDEN OKUYALIM?
    Insan, eyleyen bir varlıktır, sağlıklı eylem için bilinç gerekir, zira bilinçsiz eylem insanı karmaşaya sürükler; bilinç için ise bilgi gerekir. Peki, bilgi için ne gerekir? Bir tek sey: Öğrenmek. Şu da sorulabilir: Öğrenmek için ne gerekir? Hedefi öğrenmek olan bir çaba! İnsan hedefsiz öğrenemez mi? Tabii ki öğrenir; ancak bütün
    bilgiler nihayette hikmete ulaşmak içindir. Eğer bilgi yolculuğumuz bizi hikmete ulaştırmıyorsa, hep bir yarım kalmışlık, hep bir tatminsizlik içindeyizdir. Şartları tartışılır, konuşulur, fakat insan okumadan sağlıklı bilgiye ulaşamaz ve dolayısıyla hikmete de...
    "Bilinçli okuma" eylemi tedavülde olmadığı müddetce, bilgiye, ilime ve dolayısıyla hikmete erişme yolunda savrulup duracağız demektir.
    Dursun Ali Tökel
  • Toplum, motorlu taşıtlar vergisi artışına gösterilen tepkinin yarısını ödediği vergilerle oluşan bütçenin kullanılmasına gösterebilse çok şeyi düzeltme şansı olurdu.
  • Nietzsche'nin "aktif unutma" tezi üzerinde çalışıyordum. Ona göre hayvanlarla insanlar arasında temel bir tarihsellik farkı vardı. Hayvanların tarihselliği yoktu; dün ve bugün arasında bir fark hissetmezlerdi. Bu tarihsel bilinç insana özgüydü ve hayvanları kıskanmamız için bir sebepti. İnsanın geçmişini araştırması acı veren bir deneyimdi. Mutlu olabilmenin tek şartı "unutmayı" başarabilmekti.
  • Bilinç seviyesi ne kadar düşerse fanatiklik de o ölçüde artar.
    Vladimir Bartol
    Sayfa 268 - Koridor Yayıncılık, Çeviren: Ender Nail
  • Merhaba Rose, nasılsın? İyisindir umarım.
    Ben de iyi gibiyim ama nerede olduğumu bilmiyorum. Bu söylediklerimi ben mi düşünüyorum onu da bilmiyorum. Sanırım Bedenim öldü ama merak etme zihnim hâlâ yaşıyor. Dün gece çok içtiğimi hatırlıyorum sadece.
    Burası çok sessiz... Sessizliğin sesini duymak gibi ayrıca çok karanlık. Dünya dışındayım sanki ama korkmana gerek yok hiçliğin boşluğunda muhteşem bir huzur içindeyim. Eğer ölmüşsem de güzel bir duyguya benziyor.

    Seni düşünüyordum yine. Zaten burada sadece seni düşünüyorum. Yanlış anlama dünyada da düşünüyordum ama bilirsin işte sıradan gündelik şeyleri de düşünürdüm ama en çok yine de seni...
    Uzun bir süre seni düşündükten sonra seninde içinde bulunduğun başka bir şey daha geldi aklıma. Dünyadayken görmüştüm, bedenimiz yaklaşık 7 oktrilyon atomdan oluşuyormuş ve her bir atom milyarlarca yaşındaymış...
    Yani diyorum ki bizim atomlarımız çok daha önceleri tanışmıştı ve karışmıştı bile. Milyarlarca yıl aradan sonra tekrar kavuşmayı bekliyorlardı ve bedenimizde yer edinmişlerdi...
    Bunu burada düşünmek zihnimi acıtıyor Rose. Ne olurdu dünyada dinleseydin beni? Bak öldüm sanırım, nerede olduğum hakkında hiçbir fikrim yok.
    Ben, "Sonsuza dek seninle olmak bana yetmeyecek kadar kısa bir süre ama başlangıç için fena değil" düşüncesiyle hareket edip ölümsüzlük ilacını yapmayı düşünmüştüm oysa.
    Ve milyarlarca yılın kısa bir diliminde bilinç sahibi olmuşken zihinlerimiz ve ikimiz aynı döneme denk gelip karşılaşmışsa bu bedenler, neden bunu sarılmakla kutlamayalım, böylece atomlarımız da kavuşur, demiştim.
    Bu dünyada değmeyecekse birbirlerine bedenimizdeki atomlar, delice etkileşime geçmeyeceklerse yakarım böyle dünyayı demiştim.
    Ama sen anlamadın sanırım o yüzden güldün ve gittin arkana bile bakmadan.
    İşte o zaman ruhum ölmüştü ve bedenimin de ölmesini beklemiştim.
    Çok beklemiştim sanırım. 70 yıl kadar... Bilmiyorum. Ama sonsuza kadar sürmüş gibi geldi bana.
    Ayrıca bedenimi yakıp, küllerimi uzay boşluğuna savurmalarını istedim...
    Sonra bedenim öldü ve savurdular küllerimi, her şeye karıştım, evrene... Bir sana karışamadım.
    Oysa seni dünyada bulmuştum, çok yakındık, karşı karşıyaydık, göz göze...
    Ama şimdi boyutlar arası uzaklıktayız galiba, ölmüşsem demek ki...
    Artık birbirimizi göremeyeceğiz sanırım Rose ve seni şimdiden çok özledim.

    Ne saçmalıyorum yine...
    Öldüm mü ben?
    Dur bir dakika!
    Oh ölmemişim... şu an rüyadayım. Bedenim uyanmadan zihnim uyandı yine.
    Bazen oluyor böyle...
    Öldüğümü sandım bir an...
    Gerçek hayatta böyle şeyler düşünüp söyleyecek kadar da zeki değilim. Peki bu da ne böyle, nasıl bir rüya?
    Rüyalar paralel evrenlerdeki başka hayatlardaki bizle bağlantılı olabilir. Başka bir evrende bunları yaşamış olan benim bir benzerim bunu kendi yaşamışım gibi hissettiriyor olabilir. Veya önceden yaşadıklarımızın farklı olasılıklarını da gösteriyor olabilir bilinçaltım, ya da sadece zihnim benimle oyun oynuyor bilemiyorum her şey olabilir...
    Neyse Rose, henüz söylediklerimi yaşamadık, yaşamayı da istemem açıkçası.
    Uzak değilmişiz işte önemli olan da bu. Hâlâ dünyadayım ve yaşıyorum ama rüyadan uyanmayı bekliyorum.

    Evet Rose, seni özlediğim zamanlarda çok içip böyle saçma rüyalar görüyorum. Ya da saçma demeyelim hayal gücünü aşan rüyalar diyelim. Ayrıca "seni unutmam için hayatım boyunca sarhoş olmam lazım," demek isterdim ama sarhoşken daha çok acıtıyor yokluğun.
    Ve ne zaman geleceksin? Hazır ikimiz dünyadayken, bedenlerimiz ölmemişken gelsen diyorum. Çünkü dedim ya kaç milyar yıldır kavuşmayı bekliyor bu atomlar... Diğer paralel evrenlerde kavuşamamışlar belli ki. Ayrıca gittiğim her yerde seni özlediğimi fark ettim.

    Sevgili Rose,
    şimdi uyanma vakti sanırım ve uyanır uyanmaz ilk işim gerçek hayattaki seni her yerde arayıp bulmak olacak ve seni bulduğumda da bu rüyayı sana anlatmak...
    Umarım başka bir paralel evrende yaptığın gibi gülüp gitmezsin. Çünkü gidersen o zaman kendi gerçekliğimizde, gerçekten ölürüm.
  • Dünyanız yüksek bir bilinç oktavına geçtiği için zaman hızlanıyor, daha kısa zaman süreleri içinde giderek daha çok olay ve deneyim yaşanıyor. Bunlar da daha fazla hisse ve duyguya neden oluyor. İçinizden geçen duygu ve his enerjileri dönüşüm yaratan ateşlerin yakıtlarıdır.