Olmak Ya da Olmamak, İşte Bütün Mesele Bu!
Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel, Zalim kaderin yumruklarına, oklarına Yoksa diretip bela denizlerine karşı Dur, yeter! Demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız Bitebilir bütün acıları yüreğin, Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun. Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü! Çünkü ölüm uykularında, Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından, Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu. Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden. Kim dayanabilir zamanın kırbacına? Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine, Sevgisinin kepaze edilmesine Kanunların bu kadar yavaş Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine Kötülere kul olmasına iyi insanın Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken? Kim ister bütün bunlara katlanmak Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa, O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya Ürkütmese yüreğini? Bilmediğimiz belalara atılmaktansa Çektiklerine razı etmese insanı? Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi: Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor Yürekten gelenin doğal rengini.
Müslüman bir bilinç düzeyi, mümine her gün yeni sorumlulukları olduğunu hatırlarır. Mümin sürekli Kur'an'la iletişim halinde olmalı, ve Kur'an'ın kendisine yüklediği emanetin bilinci ile yaşamalıdır. Bu emanet ona zalimin karşısında mazlumun yanında olmak sorumluluğunu yükler. Bundan dolayı hiç bir mümin, yolsuzluğun, hırsızlığın, nepotizmin, adaletsizliğin savunuculuğunu yapmamalıdır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gece dökülen gözyaşlarının bedelini, Sabah göz kapakları öder.
ne fark eder demişim. bilmeden farkı istemişim...
Artık hiçbir duygunun sahibi yok. Sadece akış var. Ben de o akışta kendini kaybeden bir bilinç kırıntısıyım.
"Böylece eylemlerimizi, konuşmalarımızı ve davranışlarımızı bastırırız. Ancak zincir yine de alttan alta işlemeye, taleplerini dile getirmeye, iddiasını ileri sürmeye devam eder ve bu da nevrotik semptomun aracılığı ile olur. İşte bu şekilde, bastırma nevrozun ana kaynağıdır." - Jacques Lacan Lacan'ın burada vurguladığı nokta, nevrotik semptomun öznenin başarısızlığı değil, bastırılmış bir hakikatin geri dönüş biçimi olduğudur. Özne, benlik idealiyle, ahlaki talepleriyle veya Öteki'nin beklentileriyle uyuşmayan arzu ve taleplerini bilinç alanından uzaklaştırmaya çalışır. Fakat bastırılan şey ortadan kalkmaz. Freud'un ifadesiyle, bastırılan her zaman geri döner; Lacan'ın diliyle söylersek, gösteren zinciri işlemeye devam eder. Bu nedenle analizde sık karşılaşılan bir durum vardır. Analizan, bazen farkında olmadan, bazen de oldukça bilinçli bir biçimde, kendi arzusuyla ilişkili belirli talepleri analistten saklar. Bunlar çoğu zaman öznenin en fazla yatırım yaptığı ideal imgesiyle çatışan taleplerdir. Çünkü özne, arzusunun hakikatinden çok, kendisi hakkında kurduğu ideal anlatıyı korumak ister. Ancak gösteren zinciri bu sansürü kabul etmez. Söylenemeyen şey, başka yollar bulur. Eğer talep söylem içerisinde yer bulamazsa, semptom aracılığıyla konuşmaya başlar. Eğer semptom da yeterli olmazsa, acting-out biçiminde sahneye çıkar. Böylece özne, söyleyemediği şeyi eylemeye başlar. Analitik deneyimde semptomların şiddetlenmesi ya da acting-out'ların ortaya çıkması çoğu zaman bu bastırılmış talebin yeniden dolaşıma girmeye çalıştığının göstergesidir. Bu nedenle analitik çalışmanın en hassas noktalarından biri, öznenin ne söylediğini dinlemek kadar, neyi söylememekte ısrar ettiğini de duymaktır. Çünkü bazen analizanın en önemli malzemesi, anlattıkları değil,