Gir içeri, kır dizini, dön önüne kız Sıdıka ...
Puan vermedi·224 syf.··
2026 93. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:18
Sıdıka 'yı bitirdim. Çok güzeldi. Dizisini de zamanında çok severek izlerdim ve dizide karakterlerin neredeyse birebir aktarılmış olduğunu görmek ayrıca hoşuma gitti. Okurken aklımda sürekli Fyodor Dostoyevski 'nin Yeraltından Notlar kitabında geçen şu sözü yankılandı durdu: "Aşırı bilinç bir hastalıktır; gerçek, eksiksiz bilinç ise düpedüz bir hastalıktır." Ah Sıdıka... Senin kadar çok bilmek, her şeyi bu kadar derinden görmek hayatı ne yazık ki kolaylaştırmıyor. Bir de üzerine böyle bir ailede doğmuş olmak... Tam bir lanet. Senin gibi biriyle gercekten tanısmak ve hatta sana sarılmak isterdim Sıdıka. Atilla Atalay nin yarattığı bu karakter başına bir başarı. Hem komik, hem zeki, hem hazır cevap hem de fazlasıyla bilinçli. Normalde bu kadar düşünen karakterler sıkıcı olabilirdi ama Sıdıka tam tersi. En ciddi konuları bile öyle eğlenceli, öyle kendine has bir dille anlatıyor ki bir yandan kahkaha atarken bir yandan da durup düşünüyorsunuz. İşte onu özel yapan da bu sanırım.
Edebiyat
SıdıkaAtilla Atalay · İletişim Yayınları · 20081,040 okunma
TAVŞAN DELİĞİ
8/10
·344 syf.·
2026 44. kitabı
Selam. Bu gün daha iyi anlaşılmasını istediğim bir kitaptan söz etmek istiyorum. Kitabı okuduktan sonra ekin ✧ tüm kapalı anlamları açıklayan bir araştırma atmıştı bana, bundan çokça faydalandığımın altını çizmek istiyorum. Ancak kimse inceleme yazmaya yanaşmayınca bu işe el atmaya karar verdim. Çok fazla inceleme inceleyip yazdığım ilk inceleme bu oldu çünkü topluca herkesin aklındaki karışıklıkları gidermek istedim. !Spoiler içerir Mona Awad'ın Tavşan romanı son yılların en kutuplaştırıcı eserlerinden biri. Sevenleri onu modern gotiğin en özgün örneklerinden biri olarak görürken, sevmeyenleri anlamsız ve gereksiz derecede absürt olmakla suçluyor. İlginç olan şu ki, kitaba yöneltilen eleştirilerin büyük kısmı aslında romanın başarısız olduğunu değil, tam olarak yapmak istediği şeyi başardığını gösteriyor çünkü Tavşan okurunu rahat ettirmek için yazılmış bir roman değil. Bu nedenle kitabın aldığı düşük puanların önemli bir kısmının, romanın niteliğinden çok okurun beklentileriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Pek çok kişi kitabı eline aldığında Donna Tartt'ın Gizli Tarih'ine benzeyen, seçkin öğrenciler, akademik entrikalar ve planlı suçlar etrafında dönen geleneksel bir dark academia hikâyesi bekliyor. Oysa Awad'ın yazdığı şey bambaşka. Bu kitap bir kampüs romanı görünümüne bürünmüş yaratım alegorisi, ir cinayet hikâyesi görünümüne bürünmüş yazarlık hikâyesi, bir arkadaşlık hikâyesi görünümüne bürünmüş yalnızlık hikâyesi ve her şeyden önemlisi, güvenilmez bir anlatıcının zihninde geçen olayları okuduğumuz farklı bir kitap. Ben farklı zihinleri okumayı çok sevdiğimden bu durum çok hoşuma gidiyor. Romanın geçtiği Warren Üniversitesi bile aslında anlamlıdır. İngilizcede "warren" kelimesi tavşan yuvası, yani yer altındaki karmaşık tünel sistemi anlamına gelir. Daha
Duygu ve Düşünce
TavşanMona Awad · İthaki Yayınları · 2024747 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·416 syf.··
2026 35. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 18:16
Bir taraftan toprağına bağlı insanlar diğer taraftan uzayla ilgili buluşlar. Bir taraftan atalarına,mezarlarına ölüsüne sahip çıkmaya çalışan Yedigey diğer taraftan teknolojinin körleştirdiği yeni nesil. Teknolojiye sahip oldukça kültürümüzden uzaklaşıyor muyuz? Kitabın bir bölümünde Moğollar tarafından mankurtlaştırılan kişilerin öyküsüne değinilmiş. Okurken bile insan ürperiyor. Peki neden bu ayrıntıya yer verme gereği duymuş ki yazar diye düşünürken kitabı okudukça işkenceye gerek kalmadan günümüzde dijital dünyanın bizleri düşünmekten yargılamaktan uzak tutup nasıl da mankurtlaştırdığını görüyoruz. Kitabın dikkat çektiği bir başka detaysa sırf düşüncesinden dolayı yargılanan, etiketlenen bu nedenle mahkum olan hatta yaşadıklarına dayanamadığı için ölen Adilbay’ın öyküsünü okuyoruz. Tarih boyunca kaç insan kimlik savaşı verdi, kaç insan bu uğurda yitip gitti. Ve belki de bu savaş dünya döndükçe devam edecek. Ve bizler bir taraftan düşüncemizi gizlemek zorunda kalırken bir taraftan da sorgulamayan modern köle olmaya mahkum olacağız.
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202655,9bin okunma
Başka bir yer.
10/10
·40 syf.··
2026 25. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:23
Bir kitap düşünün okuması tahlilinden kısa sürüyor. 10 dk okuyorsun ama çok zamanlar düsünuyorsun. Bu kitapta dışlanmak var ötekileştirme var gormezden gelme var hem bilinç hem bilinçsizlik var. Bu ağır mevzuların hepsine aynı anda değinebilen ipincecik kitap. Herkes okuyamaz , okuyan kurtulamaz.
Omelas'ı Bırakıp GidenlerUrsula K. Le Guin · İnka Kitap · 2026262 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 38. kitabı
Listeden seçtiğim ikinci kitap Anayurt Oteli oldu. Öncelikle söylemek isterim ki Zebercet karakterini Freud değerlendirsin çok isterdim. Kitabı okurken hep psiko analitik kuramı ile bağlantı kurmaya çalıştım. Sanırım o yüzden beni diğer okurlar kadar rahatsız etmedi. Romanda en çok beğendiğim nokta ise Yusuf Atılgan'ın anlatım biçimlerini ustalıkla kullanması. Bu kitaba başlamadan önce bilmeniz gereken şey ise kitabın yoğun müstehcenlik içerdiği ve Zebercet karakterinin edebiyat dünyamızın en rahatsız edici karakterlerinden oluşu. Kısa bir eser olmasına rağmen yoğun felsefi ve psikolojik detaylar içermesi, alt metinde anlatılmak istenenin yoğunluğu, bakış açıları arasında gidip gelmeler ve bilinç akışı tekniğinden de kaynaklanan bir zihin yorgunluğu oluşuyor. Anayurt Oteli kitabında Atılgan varoluş sancıları çeken Zebercet'i anlatıyor bizlere. Çok yalnız bir karakter. Otele gelip gidenler, özellikle emekli subayın otelde olduğu dönemde bu yalnızlığın, sıkışmışlığının farkında bile değil. Gecikmeli Ankara treniyle gelen kadını beklemekle meşgul. Oldukça kalabalık bir karakter kadrosu var aslında. Yani Zebercet'in çevresinde bir hayli insan var. O ise hepsine yabancı. Belki kendine bile... Doğumuyla başlamıştı belki de onun buhranı. Annesi bile sadece 7 ay sabredebilmişti, onu karnında taşımaya. Onun sıkıntılarını dinlerken, o buhranına şahit olurken sıkılıyorsunuz aslında ama insanoğlunun karanlık köşelerinden, hepimizden bir parça taşıdığını anlayınca kızamıyorsunuz.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
10/10
·127 syf.··
2026 185. kitabı
sadece kadın hakları üzerine yazılmış bir metin değil; aynı zamanda yaratıcılığın, özgürlüğün ve zihinsel bağımsızlığın anatomisidir. Woolf, bu eserinde çok basit ama sarsıcı bir gerçeği ortaya koyar: Bir insanın (özellikle de bir kadının) sanat üretebilmesi, düşüncelerini özgürce geliştirebilmesi için sadece yetenek yeterli değildir; ona maddi güvence ve kimsenin onu rahatsız etmeyeceği fiziksel bir alan, yani "kendine ait bir oda" lazımdır.
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,2bin okunma