“Bütün çocukluğu ve gençliği boyunca belirsiz bir huzursuzluğun sıkıntısını çekmiş, ne olduğunu anlayamadan boşu boşuna arayıp durduğu bir şey istemişti hep. Şimdiyse bu huzursuzluğu çok daha keskinleşmiş ve acı vermeye başlamıştı, ama artık ne istediğini açık ve net olarak biliyordu: Güzelliğe, aydın bir bilince ve aşka sahip olmak istiyordu.”
Sayfa 78·Kitabı okuyor
Alıntı
Aşkın başladığı yerde tutku , keder , acı ve nefret devreye giriyor , zamanın akışı bozuluyor, bilinç ağrılı sıçrayışlarla yolunu kaybediyor.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
"Düşündüklerini dile getirecek sözcüklerden yoksun olduğu için, belli belirsiz kalan, bir yığın karmakarışık düşüncelere daldı."
Sayfa 89·Kitabı okuyor
Ruh yağmalayıcılar...
Bu tür zihin­ler ışığın parladığı noktalara kendi istekleriyle çarpar,hiçbir şeyin farkına varmaksızın hep orada homurdanarak dönüp durur ve tıpkı camlarda vızıldayan iri sineklerin kulağı yor­duğu gibi ruhu bezdirirler.
Sayfa 175·Kitabı okuyor
Alıntı
Edebiyat hâlâ bir ihtiyaç olarak görülürse totaliter bir toplum edebiyatının buna benzer şekillerde üretilmesi muhtemeldir. Hayal gücü –hatta mümkün olduğunca bilinç– yazma sürecinden çıkartılmış olacaktır. Kitapların ana hatları bürokratlar tarafından belirlenecek ve öyle çok elden geçecek ki son hâlini aldığında fabrikadaki montaj bandının sonundaki bir Ford araba ne derece bireyselse o kadar bireysel olabilecek. Böyle üretilen bir şeyin çöpten farksız olduğunu söylemeye gerek yok, ancak çöp olmayan herhangi bir şey devlet yapısı için tehdit oluşturacaktır. Geçmişten bugüne ayakta kalan edebiyata gelince o da sansürlenmek ya da en azından ayrıntılı bir şekilde yeniden kaleme alınmak zorunda kalacaktır.
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Alıntı
İnsanın hayvanlardan farkı?
Ne söylediysek yanlış çıktı. Ruhları yok Meraksızlar Tecrübeyle öğrenemezler Çevrelerini değiştiremezler Haberleşemezler Alet yapamazlar Beyinleri küçük Vücutlarına oranla düşük.
Sayfa 24 - Yapı Kredi Yayınları
Alıntı
Reklam
Reklam