1984... Sevgili Orwell'in yıllar öncesinden geleceği öngörerek yazdığı bu distopik ütopyayı bugüne kadar nasıl okumadığımı sorguladığım bir süreç oldu. 'Hayvan Çiftliği' kitabını da
Ben de bir roman yazsam bu şekilde, en mutlu anımdan başlardım diye düşündüm okurken..
Son zamanların meşhuuur romanı..Masumiyet Müzesi.. Kitap bittiğinde 'acaba yaşananlar gerçek mi' diye küçük çaplı (yine uykusuz kaldım) araştırma yaptığım bir eser olarak yer edecek bende. Orhan Pamuk ile tanışmam taaaa :) üniversite yıllarına dayanıyor aslında. O zamanlar okuduğum 'Kar' adlı kitabını beğenememiştim (elbette o zamanki mevcut okuma birikimi, hazırbulunuşluk, siyasal olaylara minimum düzeydeki ilgi bu duruma etkendi.) Kar kitabını beğenemediğim için yazara karşı bir önyargı oluşmuştu.. Masumiyet Müzesi ile bu önyargı kırıldı, diğer kitaplarına da şans vereceğim.
Son zamanlarda ziyadesiyle gündemde olan bir eserdi; yeterince alıntı ve incelemeye maruz kalındığı için kitabın içeriğinden pek bahsetmek istemiyorum.
Dili yalın, anlatımı sade, gerçekçiydi.. O kadar ki dönemin İstanbul sokaklarını Kemalle beraber gezdik. Siyasal olaylara da değinen yazarımız yakın tarihe ışık tutuyor. Büyüklerimden dinlediğim darbe, sokağa çıkma yasakları, TRT'nin o malum 'Zeki Müren de bizi görecek mi' yıllarına götürdü beni. Yer yer Kemal'i, Füsun'u anladığım, yer yer bu kadar da olmaz dediğim bir olay akışı vardı. Benim halet-i ruhiyemi pek olumlu etkiledi diyemeyeceğim zirâ yolu aşktan geçmeyenin pek anlayabileceği bir kitap olmadığını da belirtmek isterim. Buna rağmen yine de okunmalı der, esenlikler dilerim. :)