Her șeyin ayni șekilde sürüp gidecegini sanırız. Kainata ve hayata akıl erdirmeye çalışmak boş. Akıl dediğin bir yere kadar. Nasıl gayba inanıyoruz, olup bitenler için şöyledir
böyledir demenin bir mânası yok.Teslim olmalı.
Milletin asırlar içinde oluşan hafızası karardı; kitaplar, kütüphaneler şerhler, haşiyeler, şiirler, sözler sükut etti.
Okur-yazar olanlar bir gecede kara cahil oldu ve bu inkılap memlekete, millete pahalıya patladı.
Peki nasıl olabilirdi?
Şöyle: Madem Latin alfabesi isteniyor, tamam. O da gelsin Ama Arap alfabesi devam etsin. Her iki alfabe ile yazılmış tüm eserler milletin emrine verilsin.Nasıl büyük bir zenginliktir bu.
Öyle olmadı.
Genç nesiller dedelerinin mezar taşını okuyamaz hale duştu.Mazi ile irtibatımız kesildi. Belki de istenen bu idi. Şurası bilinmeli ki mazi bizi hiçbir vakit terketmez; günün birinde döner gelir
Sultan Abdülhamid Han da bu yolda yürüdü. Ancak Cihan Harbi bizi yolun sonuna getirdi. Mustafa Kemal kurudu denilen altı yüz yıllık ağacı kökünden kesti. Yerine yeni bir ağaç
dikmek istedi. İyi de, toprak aynı toprak, su aynı su. Bir gecede, üç günde, üç senede zihniyet değişmez, hele inanç ve iman hiç değişmez. Zorla güzellik olmaz. Millet gitsin ulus gelsin demekle olmuyor.