Nυr

Pencere pervazında güneşin doğuşunu seyrederken, doğanın sadece güneşten ibaret olmadığını; mutsuzluğumun da bir parçası olduğunu fark ettim. Yeni bir gün, yeni bir ölüm ve yeni bir yaşama kucak açarken insanlar, ben pencerenin pervazında, aynı yerimde durmuş; zamanın içinde bir döngüde sıkışıp kalmış bir vaziyette yaşayanları ve ölenleri seyrettim. Acılarımla yaşamayı öğrenip ölüme sırt çevirdim. Her yerde ölüm varmış; ölümden kaçarken ölüme sığınırken fark ettim bunu. Bir horoz öttü; yeni bir günün başlangıcını yaptı. Sesimden bile gür bir şekilde öttü, sessizliği ve güzelliği bozarcasına. Ben bir horozun sesi bile olamadım. Nυr
Edebiyat
Reklam
"Ölüm bir eve girince Sağ kalanları da biraz öldürür."
Alıntı
Yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide sıkışıp kalmış. Kendini bulma umuduyla çıktığı yolda daha da kaybedip durmuş kendini. Yaşamak mı istiyor, yoksa ölmek mi? Belki ikisi de değil. Kazayla geldiği bu dünyaya kazayla gitmek istiyor. Ansızın. Bazen içi yaşamın sevinciyle dolup taşıyor, kısa sürüyor ama. Ölüm misafir değil, ölüm evi olmuş. Evinde misafir olmuş. Sokaklar yabancı, insanlar yabancı, anası, babası, kardeşleri yabancı. Bir tek ölümün kendisi yabancı değil. Âşık olmuş; bir insana değil, bir çiçeğe değil. Evine âşık olmuş, ölüme âşık olmuş. Ölüm korkaklıkken, korkusuzca yaşamayı öğrenmiş.
Edebiyat
Ah güzel yaşam! sevgilim ölüm! Ben yalnız ikinize hayranım.
Alıntı
Yaşlı bir çocuğum ben, çocukların en yaşlısı
Alıntı
Reklam