Günümüzün daciği, asla Türkiye’de yaşayamayacak olan bir Türk’tür. Zaten Mustafa Kemal Atatürk de “Ne mutlu Türk’üm diyene!” demiştir. “Ne mutlu Türkiye’de yaşıyorum diyene!” değil.
“Ben sigara içip içmediğime karar veremedim. Yıllardır böyle. Çünkü sigarayı sadece bir işi bitirdiğim zaman istiyorum. Onun haricinde aklıma bile gelmiyor. Bitirilmiş bir işin damgası gibi. Dumanı tüten bir damga. İş biter, sigara yakılır. Bu durumda öldükten sonra da bir tane içmeliyim. Hayatı bitirdiğim için. Ama içemeyeceğim için cesedimin yakılmasını vasiyet ettim. En azından, uzaktan bakıldığında sigara gibi görünürüm.”
Hayal kırıklığı, varoluş uykusuzluğu ya da sadece merak kurbanı olan insan, yeryüzündeki benzerlerinin tamamını öldürüp Tanrı’yla yalnız kalmak isteyebilir. Eğer oralarda bir yerdeyse, Tanrı’yla konuşmak için en yüksek dağın zirvesine çıkıp “Neden?” diye sorabilir. “Artık yalnızız. Ne mucizelerinden korkacak yığınlar var, ne de cennet ve cehennemine yollayabileceğin iki ayaklı hesap makineleri. Sadece sen ve ben. Anlat şimdi. Neden?”