SeL

SeL
Huzursuzluk doğamda vardı; bana acı verecek kadar yoğunlaşıyordu bazen...
Anlaşıldığını hisseden bir beyin öğrenmeye açık olur. Suçlandığını hisseden bir beyin ise tam tersi savunmaya geçer, dolayısıyla çocuk ya daha çok hırçınlaşır ya da içe kapanır. O halde konu ne olursa olsun çocuğun içinde bulunduğu duyguyu anlamaya çalışıp bunu çocuğa yansıtmayı ilke edinmelisiniz. Unutmayın, erken dönemde kurulan bağlar, çocuğun kendiyle barışık olması yönünde geleceğe attığınız bir kancadır.
Reklam

SeL

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.·
2025 2. kitabı
Saniye Bencik Kangal
8.6/10 · 1.158 okunma
Hayat herkes için acı tatlı sürprizlerle devam ederek akıp gidiyor. Herkesin sınavı başka, herkesin derdi kederi başka. Gerçek olan tek bir şey var, o da herkesin yaşam yolculuğunda bir ya da birden fazla kez sınandığı. İşte bu sınavlar belki de kişiliğimizi şekillendiriyor. Hayatın zorluklarıyla savaşırken takındığımız tavır, hissettiğimiz duygular bizi biz yapıyor. Kimi çocuğuyla sınanıyor kimi eşiyle, dostuyla kimi ailesiyle kimi parasıyla kimi parasızlığıyla sınanıyor. Kimi şiddet görüyor kimi aldatılıyor. Kimi hastanelerde şifa ararken ağrılarına kimi en sevdiğini toprağa vermenin ıstırabını yaşıyor. Ama bir taraftan güzel şeyler de oluyor. Kimi çocuğunun ilk çıkan dişine seviyor kimi yıllardır beklediği bebeğine hamile olduğu haberini alıyor kimi istediği üniversiteyi kazandığını ögreniyor kimi yıllardır süren platonik aşkına karşılık bulduğuna seviniyor kimisi ise artık başlarını sokabilecekleri ev alabildiklerine şükrediyor. Hayat işte, bir yerlerde hüzün yaşanırken, bir yerlerde bayram havası estirebiliyor. Önemli olanın; "Neden ben" demek değil, "Benim başıma geldiyse vardır bundan da çıkaracağım bir ders" diyebilmek; yılmamak, pes etmemek, tüm içtenliğiyle sevmek olduğunu, adına deneyim denen yaşantılar bütünü sayesinde öğreniyor insan.
Hayat her şeyin yoluna girdiğini düşündüğün anda birden parçalanabilecek bir narinliğe sahipti oysa...
Huzurun tadını ancak huzursuzluğu yaşayanlar bilirdi...
Reklam