Gülrengi

Gülrengi
@__Siyahbeyaz
İki şey insanı bir bütün kılar. Güven ve Merhamet.. Güven dürüstlüğü getirir, merhamet ise sevgiyi ve insanlığı...
Puan vermedi·181 syf.·
2023 14. kitabı
Ben sana ölümün kıyısında yaşama tutunmuş bir hayattan geliyorum... Ötesi berisi olmayan sadece ötelenmiş bir hayatın en ince ipine tutunmuş. Kaybedecek birşeyi olmayan ama sürekli kazanmaya çalışılan hayatın tam içinden... Kitabı okurken aslında merak ettiğim tek bir konu vardı. Bunca olumsuz satırları kaleme alırken Sevdiği insan yanındamıydı? Yoksa sırf kavuşabilmek için miydi bunca çaba? Cevabını bulamadığım bu sorunun yanıtı sanırım yazar'in hayallerinin arasında gizli kalacak. Bana öğrettiği birşey varsa buda gidenin bir daha geri gelmediği. Geri gelmemesinin sebeplerini Sanırım Yazar kadar bende bilmiyorum. Şimdi biliyorum Desem yalan olur. Yalan olur Derken, Gidenin gitmek için bulamadığı bahanelerin ardına sakladığı yalanlar kadar yalan olur. Şimdi bir gerçek peşinde koşan Yazar niye bu kadar bahaneye inanıp sevdi diye merak etmedimde değil. Sonra bir başka sayfada bu sorunun cevabını veriyor. Diyorki Kendi kendine. Kendi kendine de değil onu dinleyen kendine. "Eğer inanmış olsaydım bahanelere Sevmeyecekti beni. Zaten inandığım içinde Sevmedi. Sevmediği için ben sevmekten vazgeçecek değildim ama. Ben vazgeçmedim diye o vazgeçti zaten. Zaten Aşk iki Kalbin içinde birinin vazgeçip diğerinin vazeçmeden sonsuza kadar sevmesi değilmidir ? "Aslında burada haklıydı Aşk buydu. Birinin bekleyip diğerinin gitmesi. yada Birinin; Sen daha iyilerine layıksın deyip,Diğerinin de bu yalana inanması. Bu kadar olumsuz niye diye soracak olursanız. Bende onca sayfa içinde olumlu bir yanıt bulamadım kendime. Varmıydı da ben bulamadım yoksa gerçekten mi yoktu. İşte bu sorunun cevabını da bulamadım :) Ne aradık kitabın içinde diye sordum aslında kendime. Yani onca kitap sayfası içinde illaki bir sorunun yanıtı vardı diye düşündüm. 180 sayfa içinde kendini kaybetmeyen herşeyi bulur
İmkan'sızımİlyas Şahin · Tilki Kitap · 20193 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nitekim ; herkes bir gün gider..ve herşey bir gün biter ..
Puan vermedi·128 syf.·
2023 9. kitabı
Tarık Tufan'ın yazılarında hep yumuşak birşeyler buluyorum insanlığa dair.Can çekişen yanını gözler önüne sererken; al işte sen de yaşadın bunları,sende hissetin tüm bu duyguları, sen de konusamadıklarının esiri oldun diyor. Bu eserinde ana karakterin sancılı hayatına, parçalanmış ailesine,yasak aşkına,herşeyden önemlisi kendiyle savaşına tanıklık ediyoruz.Sanki yeterince yüreğimizi daglamamış gibi bu şekilde sonlandırıyor kitabı:Susuyor olmam, acı çekmediğim anlamına gelmez...;) Peki..Zihni bu kadar karışık bir adamın söylediklerini dinlemek bize ne kazandırır diyeceksiniz. Kafasının içinde yaşayan insanlar vardır orda öylece oturmazlar gerçeklikle hayal arasındaki o çizgide savaş verirler olanlara, olacaklara. Durmadan konuşurlar orda sesler hiç kesilmez gelenler hiç bitmez öyleki kocaman bir kaosun ortasında oturacak yer bulamaz hale gelirler. Dış dünyanın tüm değerlendirmesini içsel bir devinimle orda süzerler. Sonra yorulurlar bu hengameden,bırakıp herşeyi kaçma İsteği yapışır yakalarına. Denerler gitmeyi tüm anılarıyla koca şehirleri ezip geçmeyi fakat insan kendinden kaçamıyor sen burda kal bekle diyemiyor. Şemsiyeni unutuyorsun, kalemini, kitabını, ceketini ... fakat kendini bir an olsun unutamıyorsun. Konuşamıyor anlatamıyorsun o yüzden O'nun gibi sorduklarında hiç birşeyim yok diyorsun ben iyiyimlerin kurtarıcı gücüne inanarak saklanıyorsun herkesten. Parmak uçlarına kadar bıkıyorsun herkesten ama en çok kendinden. Yine başarısızlıklarla sonuçlanmış girişimler yine kaybedilmesi goze alınmış gidişler..:(
Ve Sen Kuş Olur GidersinTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 202011,6bin okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2022 7. kitabı
144 sayfalık muhteşem bir eser :) Bir garip varlık insan dediğin... Hepimiz en az parmak izlerimiz kadar bir tek kendimize benziyoruz ve diğer bütün insanlardan bir dolu hususiyetimizle farklıyız. Kalbiyle, kafasıyla, tecrübesiyle, yorumuyla, rengiyle, kokusuyla, suretiyle her insan biricik ve bir tek kendisinin benzeri. Gözlerin gözlere değmediği zamanlarda bile, göz açıları birbirine paralel olanların baktıkları yerlerdeki, görünen aynı olmayabilirdi,Aynı açıdan baksalar da aynı acıda buluşamamalarından hissedemiyorlardı birbirlerini. Küçük kalplerin içine gerçekleri sokamadığımızdan büyüdüklerinde Hayalci, Gerçeklerle bir bağı olmayan, sadece düşünebilen ve devamını getiremeyen nesiller olarak yetişiyorlardı. Batman, Süperman, Örümcek adam gibi kahraman saydıklarımızla büyüdük hep. Büyüdük ama büyümek denirse buna. Biz gerçeklerin içinde olamadıkça hayallerle doldurdular kalplerimizi. Yüzünü kapatmanın kahramanlık değilde, yüzüne bakmanın Lüzumsuzluğu algısını hiç fark edemedik. Hep bir bekleme peşinde olup bir gün bir kahraman gelecek ve bizi kurtaracak hayalleri ile büyüdük. Halbuki ne kahramanlarımız vardı bizim. Beyaz kağıdın üstüne çizilenin aksine. Dünya dediğimiz kara parçasının üstüne çizilmiş. Tarih yazmış. Gittikleri her yere, Şeref,şan, Kahramanlık taşımız Ecdadımız. 50 yıl öncesine kadar olmayan çizgi kahramanlardan çok daha önce var olan ecdadımızın hayallere sığmayan kahramanlıklarını anlatmış olsaydık. Beklediğimiz Fatihler, Yavuzlar,Alparslanlar büyütürdük. Daha 21 Yaşında onlarca padişahın hayallerini süsleyen İstanbul’u feth etmiş bir padişahın nesillerinden bahsediyoruz. 8 yıl Tahtta kalıp 8 yılını da at sırtında seferden sefere koşan bir Kahraman Yavuzdan bahsediyoruz. Bu yanlışlarda bizden önceki nesillerin hata payını görecek ve bizden
Hiçbir Zaman Hiçbir ŞeySerdar Tuncer · Profil kitap · 20191,851 okunma
Puan vermedi·176 syf.·
2022 174. kitabı
“Jack, her gece evdeki gaz lambasını bir önceki güne göre giderek daha fazla kısar. Karısı Bella ışığı onun kıstığını bilmez ve devamlı kocasına sorar: Primis Player Placeholder ‘Gaz lambası giderek daha mı az ışık veriyor.?’ Jack ona sinirlenir, ‘Sana öyle geliyor’ der. Bella ne olduğunu anlayamaz. Işığın her gün biraz daha azaldığından emindir ama kocasının tepkisi yüzünden ışığın azalmadığına inanır. Kendisinden şüphe duymaya başlar... Bu şekilde karısını delirtmeye çalışan Jack’in uyguladığı bu yöntemi, *Gaslight* isimli bir tiyatro oyununda izleriz. Oradan bir filme aktarılır. Ve nihayetinde psikiyatride bir terime evrilir. *Gaslighting*, ikili ilişkilerde bir tarafın diğer tarafa uyguladığı psikolojik şiddeti tarif eden bir terim. Karşısındakini çeşitli hileli tavırlar ve ithamlarla güçsüz, muhtaç, sorunlu ve hatalı olduğuna inandıran taraf, onu bu yöntemle yönetir, özgüvenini zedeler ve kendine bağımlı hale getirir. Aslen bir egemen ve mağdur ilişkisinin tanımıdır. Kadın erkek ilişkisinde sıkça rastlanır. Işığı, otorite kısar onlar ışığın kısıldığını zannettiklerini sanırlar. Korkularla ve çaresizlikle donatıldığı bireysel hapishanesinden kurtulmak için ya hırçınlaşıp büyük bir savaşı ölümüne göze alması gerektiğini ya da her şeyden vazgeçip erkenden kendi mezarına kendi kendine girmesi gerektiğini zannedecek kadar aklını kaybeder. Oysa yapması gereken tek şey vardır. * Oturduğu yerden kalkması... * Gaz lambasının düğmesini yoklaması... * Gerçekten kısılmış mı yoksa tamamen açık mı bakması...
Deli Kadın HikayeleriMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 201911,7bin okunma
Puan vermedi·183 syf.·
2022 173. kitabı
Bazı kitaplar okunur ve bazıları yüreğe usulca dokunur ;( Nilgün Marmara nın vasiyeti üzerine basılmış olan ‘Daktiloya Çekilmiş Şiirler’ kitabını severek okuyacağınıza eminim fakat İntihar eden bir yazarın kitabını okumak biraz tuhaf ve ürpertici.. “Biliyorum, bir gün dayanamayacak küçük kalbim, arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye veda edeceğim.” diye yazmıştı Nilgün Marmara. O hayatın içinde bir gölge gibi yaşarken umutları hataları, kırgınlıkları, üzüntülerinden kimseye bahsetmemis.Daha güçlü görünmeye çalışmıs.belliki o kadar güçlü değildi ve zamanla bu güçlü olma rolünden yorulmuş ve hayatla yollarını ayırmıştı. Eşi bile onu her daim cok severken en büyük yabancıydı ona karşı. Çünkü o öldükten sonra bir röportaj da şunları söylemişti: “Şiir yazdığını bile bilmezdim, bir kenarda pıtır pıtır bir şeyler yazardı.” Kocasının bu sözleri söylemiş olmasından onun bu dünyaya ne kadar yabancılaştığını görebiliyoruz. Düşünsenize aynı hayatı ve bir ömrü paylaştığınız eşiniz neler yaptığınızdan haberi yok..:( Nilgün Marmara’nın kısa da olsa hayatını okumanızı tavsiye ediyorum. Ondan sonra şiirlerini okuduğunuz zaman daha iyi anlayabilirsiniz. ;) .
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)Nilgün Marmara · Everest Yayınları · 20144,777 okunma