Ebg

Ey
Bu böyle kimin gittiği? Sen dur ey! Belki de ellerimiz mi? Biraz ince, biraz da çok kelimeli! Bu sanki niye durduğumuz mu? Ay, pencere, göz! Siz git ey! Kim bilir neyi saldığımız bu da, yalnızlığımız gel Yırtıcı kuşları mı gözlerimizin, onlar mı bu sürüylen [...] Gözlerin gözlerime, siz bak ey! Su sen de olmasan insan çıldıracak mı Hiç yoktan bir yerlere mi gidecek belki Olsun neresi olursa, git karanlık ama git Gecemizde duranı sen kal ey! Benim bu çok elli, bu çok gözlü delişmen Çok bildim sana yaraşır olmayı günlerce Şunu sevdim, şuna özendim, şununla yetindim sonunda Ben miyim şimdi nerede, ben çok ey!
Sayfa 15
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Görüş sahası ne kadar dar olursa olsun, insan muhayyilesi geniştir.
Sayfa 96
Abdi Ağa da insan, biz de!
Memede olan olmuştu. Gözüne uyku girmiyordu. Düşüncelere kaptırmıştı kendini. Düşünceler kafasına akın ediyordu. Düşünüyordu artık. Dünya kafasında büyümüştü. Dünyanın genişliğini düşünüyordu. Değirmenoluk köyü bir nokta gibi kalmıştı gözünde. O kocaman Abdi Ağa, karınca gibi kalmıştı gözünde. Belki de ilk olarak doğru dürüst düşünüyordu. Kin duyuyordu artık. Kendi gözünde kendisi büyümüştü. Kendini insan saymaya başladı.
Sayfa 80
Memed: “Bu kasabanın ağası kim, diyorum,” dedi. Hasan Onbaşı: “Yavrum,“ dedi, “Ne ağası? Bu kasabanın ağası olur mu? Burada ağa yok. Herkes kendisinin ağası. Burada ‘ağa’ diye zenginlere derler. Ağa çok...”
Sayfa 79
Bir türkü duyulur... Gecede başka türlü, gündüzde başka türlüdür. Çocuk söylerse başka tatta, kadın söylerse... Genç söylerse başka türlü olur, yaşlı söylerse... Dağda söylenirse başka, ovada, ormanda, denizde başka türlüdür. Hep ayrı ayrı tattadır. Sabahleyin başka, öğle, ikindin, akşamlayın başkadır.
Sayfa 63