Nedir bütün değişmelere rağmen bugün bütün yerküreyi kaplayan Batı dünyasında değişmeyen şey? “İnsanın insana kulluğudur.” Ortaçağda kilise ve aristokrasinin ittifaki nasıl bu amacı gerçekleştirmeye matuf idiyse sermayedar sınıfın hakimiyeti insanın insana kulluğunu laik ve dünyevî hale getirmekten öte bir amaca yönelmedi
Amma Kur'an-ı Hakîm'in minhac-ı hakikisi ise her yerde suyu buluyor, çıkarıyor. Her bir âyeti, birer asâ-yı Musa gibi nereye vursa âb-ı hayat fışkırtıyor;
وَ فٖى كُلِّ شَىْءٍ لَهُ اٰيَةٌ
تَدُلُّ عَلٰى اَنَّهُ وَاحِدٌ
Mahz-ı tevhid dini olan İslâmiyet içinde, dünyaca yüksek mertebede olanlar, ya enaniyeti ve gururu bırakacak veya dindarlığı bir derece bırakacak. Onun için bir kısmı lâkayt kalıyorlar, belki dinsiz oluyorlar.