Maşide E.

Maşide E.
Devran çarkını tersine çevirmeli..
"O esip tozu toprağı savuran rüzgârlara, ağırlık yüklenen bulutlara, kolaylıkla akıp giden gemilere, bütün işleri, rızıkları, yağmurları taksim eden meleklere yemin olsun ki size va'dedilen yeniden diriliş, hesap ve ceza kesinlikle doğrudur." (Zariyât, 1-5)
Sayfa 172
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Müşkilü’l-Kur’ân
Müzzemmil sûresi 5. âyette: إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا ﴿٥﴾ "Doğrusu biz sana taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz" buyrulmaktadır. Kamer sûresi 17. âyette ise: وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ ﴿۱۷﴾ "Andolsun biz bu Kur'an'ı, iyice anlaşılıp öğüt alınabilmesi için kolaylaştırdık..." buyrulur. İlk âyette Kur'an'ın ağır bir söz olduğu, ikinci âyette ise onun kolaylaştırıldığı beyan edilmiştir. Bu durum ilk bakışta çelişki izlenimi vermektedir. Halbuki ilk âyet, Kur'an'ın getirdiği hayat düzeninin tebliğinin ve uygulanmasının ağır bir sorumluluk olduğunu bildirmiştir. İkinci âyette belirtilen Kur'an'ın kolaylaştırılması ise okunması, anlaşılması ve ezberlenmesidir. Kur'an'ı teorik olarak öğrenmek kolaydır. Ancak kişisel ve sosyal hayatımızı onun öngördüğü şekilde yaşamanın önünde sabrı ve iradeyi gerektiren nice zorluklar vardır.
Sayfa 165
Müşkilü’l- Kur’ân
A'râf sûresi 6. âyette: ‎فَلَنَسْتَلَنَّ الَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْتَلَنَّ الْمُرْسَلِينَ “Kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen peygamberleri de mutlaka hesaba çekeceğiz" buyrularak mahşerde hesabın varlığına ve zorluğuna dikkat çeker. Fakat Rahman sûresi 39. âyette: ‎فَيَوْمَئِذٍ لَا يُسْتَلُ عَنْ ذَنْبَةٍ إِنْسٌ وَلَا جَانٌّ "O gün ne insanlara ne de cinlere günahından sorulur" buyrulur. Konuya zahiren baktığımız zaman sanki bunlar arasında bir çelişki varmış zannedilebilir. Çünkü bir âyet hesabın varlığından, diğeri ise yokluğundan bahsetmektedir. Ama biz biliyoruz ki, Kur'an'da kesinlikle bir çelişki söz konusu değildir. Zahiren çelişki gibi gözüken bu işkali şöyle çözüme kavuşturmak mümkün olabilir: Kıyamet günü, uzunluğu sebebiyle çeşitli safhaların yaşanacağı ve değişik hallerin olacağı bir gündür. Ahiretle ilgili âyet-i kerîme ve hadis-i şerifler bu safhalarda nelerin yaşanacağını haber vermektedir. Bir safha var ki orada günahlardan sorulmayacak, bir safha var ki orada herkese mutlaka yaptıklarından sorulacak (bk. Hicr 15/92-93), bir safha var ki kimse konuşamayacak, bir safha var ki konuşacak, bir safha var ki şahitler şahitliklerini yapacak, bir safha var ki ameller tartılacak, bir safha var ki amel defterleri dağıtılacak, bir safha var ki kâfirler birbiriyle, ezilenler ezenlerle, müşrikler putlarıyla cedelleşeceklerdir. İşte Rahmân sûresi 39. âyette, insan ve cin hiç kimseye günahından sorulmayacak bir safhaya işaret edilmektedir. Çünkü Allah Teâlâ o günahları tespit etmiş, melekler yazmış, şahitler şahitliklerini yapmış, ameller tartılmış, sonuç kesin olarak ortaya çıkmıştır. Artık inkârcı suçlular, hiçbir sorguya hacet kalmayacak şekilde simalarından ayan beyan tanınacak bir durumdadır.
Sayfa 163
Beni olduğum yere mıhlayan şeyin, sorgulayıcı ve şüpheci tutumum ile dünyayı görme biçimim olduğunu fark edinceye kadar, çıkış yolu parmaklarımın arasından kimbilir kaç defa kayıp gidecekti.
Sayfa 45
Şeyh bizi bütün kuvvetiyle itince, her biri mücadele yüklü olan bu derslerin içine bodoslama dalıverdik..
Sayfa 42