Artık, radyonun nasıl çalıştığını bilmek ve bir mûsikînin derinliğine vakıf olmak birbiriyle bağlantısız iki olay olarak vardırlar. Bir uzay projesini yönetecek teknik kapasitedeki adam, siyasî veya kültürel tercihlerinde on yaşında bir çocuğun seviyesinden yukarı çıkamayabilmektedir.
Kitap özellikle Lisans döneminde makale yazmaya başlayanlar ve Yüksek Lisansa yeni başlayanlar için akademik yazım kültürünün (makale, tez, değerlendirme vs.) öğrenilmesi adına okunabilir. Ancak doktora düzeyinde birisi için yetersiz olur diye düşündüm..
Genel olarak bu yazım aşamalarına nasıl başlanır nasıl devam edilir ve nasıl sonlandırılır..vs bunlardan bahsediliyor. Tüm bunların tedrîcî olarak anlatılması okuma aşamasında da sıkmıyor açıkçası. Ancak kitabın en çok beğendiğim kısmı sonda yer alan soru-cevap kısmıydı diyebilirim. Evet akademiye yeni başlayanlar belli yöntemleri öğrenmek ve buna göre yazma alışkanlığı kazanmak ister. Ancak tüm bunlardan önce araştırmacı, evvelâ soru-cevapta yer alan türden (Metni yazarken bir yandan yeni kitaplar, yeni makaleler çıkıyor karşıma. Bunlara bakmadan yazmak istemediğim için yazım ilerlemiyor. Ne yapabilirim? gibi) sorularının peşine düşüyor. Bu açıdan düşündüğümüzde -araştırmacı adına- kitaptan edinilen faydayı artırmak için sorular artırılabilir diye düşünüyorum..
Söze "insanla tabiat arasındaki ilişki..." diye başlamak, bu sözü söyleyenin tümüyle batılı bir kafa yapısı sahibi olduğunu göstermeye yeter. İnsan ve tabiat ayrımı yapıldıktan sonra ister bu iki unsuru birbiriyle düşman isterse ahenkli bir bütünlük içinde kavrayınız Kartezyen düalizmin içine düşmüş olursunuz.