Kulunun tövbesinden dolayı Allah'ın sevinci, sizden birinizin çölde devesi ile giderken onu, üzerindeki yiyecek ve içecekle birlikte elinden kaçırmasının ardından bir ağaç altına gelerek ümitsiz bir hâlde yaslanıp yattığında, devesini yanıbaşında görüvermesi üzerine devenin dizginini tutarak, (Ey Allah'ım, sen benim Rabbimsin, ben de senin kulunum diyecek yerde) yanlışlıkla, "Allah'ım, sen benim kulumsun, ben de senin rabbinim!" dediği andaki sevincinden daha çoktur.
( Müslim, Tevbe, 7)
Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
Kişinin (camide) cemaatle kıldığı namaz, evinde veya dükkanında kıldığı namazdan yirmi küsur kat üstündür. Şayet bir kimse güzelce abdest alır, sırf namaz kılmak maksadıyla camiye gelirse, camiye girinceye kadar attığı her adımla onun derecesi yükselir ve günahı bağışlanır. Camiye girince de namaz için oturduğu müddetçe sanki namazdaymış gibi sayılır. Namazı kıldığı yerde kaldıkça kimseye sıkıntı vermediği ve abdesti bozulmadığı (yahut günah işlemediği) takdirde, melekler onun için şöyle dua eder:
"Allah'ım, sen bu kişiye rahmet et. Allah'ım, onu bağışla. Allah'ım, onun tövbesini kabul et."
( Müslim, Mesâcid, 272; Buhârî, Salât, 87)