Bilinmelidir ki, aç kalmaya ve az gıda almaya gücü yetenler için, çok gıda almaktan ise aç kalmak, her bakımdan beden için daha elverişlidir.
Beden ve akıl üzerinde bunun tesiri vardır.
Maişet bakımından bolluk içinde olan ve lezzetli, nefis yiyecek maddeleri içinde yüzen kişiler, kıtlık yılları gelip de açlık kendilerini yakaladığı zaman, başkalarından daha çabuk helak ve mahvolurlar.
(Çünkü sıkıntıya mukavemet, kıtlığa tahammül gücüne fazlaca sahip değillerdir.)
Bolluk içinde olan ve çok yiyen insanların zihinleri örtük, fikirleri azdır.
Böylelikle bu kimselerde itidalden sapma, gaflet, dikkatsizlik ve aptallık görülür.
İbn Haldun burada havanın ve iklim şartlarının insanın ahlâkı, huyu, seciyesi, mizacı, ruh yapısı ve buna bağlı olarak da hal ve hareketleri üzerindeki tesirlerini incelemektedir.
Ona göre geniş ve umumi manada, insan, iklim şartlarına bağlı olarak toprağın mahsulüdür. Onun için de bulunduğu yere ve şartlara, intibak eder, soğuk - sıcak, verimi bol veya kıt araziye göre bir şekil alır.
İklim ve toprak insanların bedenlerine tesir ederek onları siyah veya beyaz derili yaptığı gibi ruhlarına da tesir ederek değişik huy ve özellikler kazandırır.
İklim şartlarının ve havanın ruh üzerindeki tesiri beden üzerindeki tesirinden daha az önemli değildir, insan ruhunun, dimağının ve zihnin gösterdiği özellikler geniş ölçüde havanın, iklim şartlarının ve toprağın ürünüdür.