Tabiatiyle haberlere yalan (ve tahrifat) karışmakta ve bunu gerektiren bir takım sebepler de bulunmaktadır. Bunların başlıcaları da şunlardır:
1- Bunlardan biri bir görüşe ve bir inanca olan (aşırı derecedeki) taraftarlıktır.
Bir görüşe ve bir inanca bağlılık ve taraftarlık insanın ruhuna işledi mi, kendine uygun düşen haberleri işitir işitmez hemen kabul eder Bu temayül ve taraftarlık insanın basiret gözünü örter, tenkit ve tetkikte bulunmasını engeller.
2- Bu sebeplerden biri de ekseriya halkın, yüksek makam ve rütbe sahiplerine, onları meth u sena ederek, kendilerine ahvali güzel göstererek, bu suretle şan ve şöhretlerini yayarak, yaklaşmak ve yaranmak istemeleridir. Bunun sonucu olarak bu nitelikteki haberler gerçeği yansıtmayacak tarzda yaygınlık kazanır. İmdi İnsan nefsi meth u sena edilmeyi sever ve buna düşkündür.
3- Yalanı (sahte haberciliği) gerektiren sebeplerden biri, hatta öteki sebeplerin hepsinden daha önde geleni umrandaki ahvalin tabiatını bilmemektir. Şüphesiz ki, vukua gelen hadiselerden her birinin, -vâki olan şey ister zat, ister fiil olsun-mutlaka hem zatına hem de ona ârız olan hallere has bir tabiatı mevcuttur. Eğer haberi duyan ve alan kişi, varlıktaki hadiselerin ve hallerin tabiatını ve bu tabiatın gereklerini bilirse, bu durum, doğruyu yalandan ayırmak için haberleri tenkit ve tetkik etme konusunda ona yardımcı olur. (Yalan haber) hangi cihetten ortaya çıkarsa çıksın, tenkit (ve tahkikte) en tesirli ve en faydalı usûl budur.