"Seçkin bir kimse değilim / İsmimin baş harflerinde acı gizlidir" diyor Cahit Zarifoğlu.
Bugün şiir ve edebiyat, modern insan için sadece dijital birer "durum güncellemesi" haline geldi. Kelimelerin ruhunu emip, geriye sadece süslü cümleler bıraktık. Oysa edebiyat bir derttir, insanın kendi içine yaptığı en ahlaki yolculuktur.
Sesi çok çıkan vitrinlerin değil, sözü derin olan satırların peşinden gitmek ruhu iyileştirir. Sizce bugün edebiyatı gerçekten hissederek mi tüketiyoruz, yoksa sadece popüler bir alışkanlığı mı sürdürüyoruz?