" Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için? ‘’
Dünya yeniden gerilim hattında. Haritalar değişmiyor belki ama dengeler sürekli değişiyor. Güç, sadece silah sayısıyla ölçülmüyor artık; teknolojiyle, üretim kapasitesiyle ve kriz anında bağımsız karar verebilme yeteneğiyle ölçülüyor.
Savunma sanayisi denildiğinde çoğu insanın aklına sadece silah gelir. Oysa savunma sanayisi bir ülkenin mühendislik seviyesidir. Motor teknolojisidir. Yazılım altyapısıdır. Radar sistemidir. Malzeme bilimidir. Yani aslında bir milletin bilimle kurduğu bağın somut hâlidir. Güçlü savunma altyapısı demek, güçlü sanayi demektir. Güçlü sanayi demek, güçlü ekonomi demektir. Asıl mesele savaşmak değil, savaşa mecbur kalmamaktır.
Ve bunun yolu da akıllı, yerli, sürdürülebilir bir savunma altyapısından geçer. İran özellikle balistik füze üretiminde ciddi yatırım yapmış olsada savunma sanayisi güçlü olmayan bir ülke, kriz anında başkasının iznine bakar