Uykunun getirdiği farkında olmama halinden nefret ediyordu. Hayatta yapılacak ve yaşanacak öyle çok şey vardı ki… Uykunun ondan çalıp götürdüğü her ana kin güdüyordu.
Cennetteki azizlerin saflık ve temizlikten başka bir şey olduğu düşünülebilir miydi? Onları övmeye bile gerek yoktu.
Peki ya çamur içinde olanlar? Ah, işte hiç bitmeyecek olan mucize buydu! Günahla dolu bir lağım çukurundan ahlaki bir görkemin yükseldiğini görmek; kendi kendine doğrulup, çamur damlayan gözlerle uzaklardaki belli belirsiz güzelliğe ilk kez bir bakış atmak; zaafların, irade zayıflığının, ahlaksızlığın ve hudutsuz vahşiliğin içinden gerçeğin ve gücün yükseldiğini ve yüce bir ruhsallığın bağışlandığını görmek…