Hepimiz kendi hayatımızın metaforik mağarasında yüz yüze geldiğimiz gölgelere sahibiz ve sadece kendi ruhumuzun savunma mekanizmaları tarafından zincirliyiz.
Platon’nun mağara alegorisi, terapötik süreç için uygun bir metafor sunar çünkü insanlar psikolojik olarak benimsedikleri keyfi kurallara, bilinçli ya da bilinçdışı bir şekilde, bağlanırlar ve kendilerini özgürleştirmeye başlamak için içgörü geliştirmelidirler.
Kalıtsal olarak devraldığımız veya doğrudan deneyimlediğimiz travmalar yalnızca sıkıntı
mirasını oluşturmaz, aynı zamanda gelecek nesillerle paylaşılabilecek güç ve dayanıklılık mirası yaratır.