Tuğba

Tuğba
@__gocebe__
Kendi kendine kalmayı seven, kitaplardan başka dost ve sevgili olmadığına inanan, çocukları, çiçekleri, türküleri ve kuşları seven insanlardan bir insan. Sade vatandaş. Okudukça cahilliğini gören bir okur.
Koku
Ben iki veya üç yaşımdayken her insanın kendi kokusu vardı ve ben, gözlerimi kaldırıp görmeden önce insanı yaydığı kokudan tanırdım; anam başka türlü kokardı, babam başka türlü, bir dayının öbürüne oranla farklı, bir komşu kadının ötekinden ayrı kokusu vardı. Beni kucağına alanın ya kokusunu sever ya da tekmeleyip istemezdim. Zamanla, bu gücüm azaldı, kokular birleşti, bütün insanlar aynı biçimde pis kokmaya başladılar: ter, tütün ve benzin...
Sayfa 39 - Can·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
iltifat gibi iltifat
Ne sesti o! Derin, tatlı, biraz soğuk, sırf ihtirastan ibaret bir ses; babama doğru bakarak gözlerini yarı yumdu ve bir mani okudu. Bu maniyi hiçbir zaman unutmayacağım; o zaman niçin söylediğini anlama- mıştım; daha sonra, büyüdüğümde anladım. Tatlı, ihtiras dolu sesiyle şarkı söylüyor ve babama bakıyordu: "Şaşarım, sen yürürken sokakların nasıl çiçek açmadığına ve senin nasıl altın kanatlı bir kartal olmadığına..."
Sayfa 32 - Can·Kitabı okudu
Çocuğun beyni yumuşak, teni de hassas olduğundan güneş, ay, yağmur, rüzgâr, sessizlik, her şey üzerine çöker. О. gevrek bir hamurdur, yoğrulur. Çocuk dünyayı oburcasına yutar, içselleştirir ve çocuk haline sokar.
Sayfa 37 - Can·Kitabı okudu
Dünyayı yıllar yılı doymamacasına dolaşıp hoş geldin diyerek ve onunla vedalaşarak kafamın yerküresi olduğunu ve beynimin tepesinde bir kanaryanın oturup şakıdığını hissediyordum. Çocukluğuma böylesi önem vermemin nedeni anılarımın büyüleyici olması değil, çocukluk çağlarının ve düşlerin en önemsiz olaylarının bile ruhun gerçek, maskesiz yüzünü her tür psikanalizden daha doğru yansıtmasıdır. Ve çocukluk çağında ya da düşteki şeyler çok basit oldukları için, en karışık iç zenginliği bütün fazlalıklardan arınır ve sadece tat kalır.
Sayfa 37 - Can·Kitabı okudu
O zamanlar insanlar düzinelerle aynı kalıba dökülmezdi hepsi ayrı bir alemdi. Kendilerine özgü tuhaf yönleri vardı, farklı güler, farklı konuşur, evlerine kapanır, arzularını ve isteklerini utanç ya da korkularından ötürü gizli tutar, bu arzular içlerinde canavarlaşıp onları boğar ama onlar yine konuşmaz, yaşantıları trajik bir ciddiyete bürünürdü. Sonra, yoksulluk da vardı. Bu yoksulluk yetmezmiş gibi bir de onu herkeslerden gizlemeyi gerektiren gurur vardı. İnsanlar dışarı yamalı elbiseyle çıkmamak için zeytin ve hardalotu yerlerdi. Bir keresinde, komşularımdan birinin şöyle dediğini duymuştum: "Yoksulluktan kim korkarsa yoksul odur; Ben yoksul değilim!"
Sayfa 54 - Can·Kitabı okudu