Gülcan

Gülcan
@__gulcan__
@__gulcan__·
·
sabitlendi
.. yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık.
Sayfa 7 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Gülcan

, bir kitabı okumaya başladı
Georgi Gospodinov
7.7/10 · 1.752 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 10. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 21:03
Dönemin kronolojik akışını aktarma konusunda başarılı bir belgesel ciddiyetine sahip fakat çizgi roman formatının getirdiği alan darlığı nedeniyle birçok dönüm noktası alelacele geçilmiş maalesef. ​Eserin en büyük eksikliği adının vadettiği derinliği sunamaması. Che Guevara’yı iç dünyası ve duygularıyla etten kemikten bir karakter olarak tanımak yerine; onu, tarihi olayların arasında sadece rolünü oynayıp çekilen bir yan figür gibi izliyoruz. Buna bir de konuşma balonlarının ritmini bozan zayıf bir çeviri eklenince, okuma deneyimi yer yer pürüzlü bir hal alıyor. Neticede, dönemsel olayları anlamak adına faydalı bir kronoloji olsa da, Che’yi bir insan olarak kavramak adına zayıf ve yetersiz bir çalışma olduğu kanaatindeyim.
CheSid Jacobson · Everest Yayınları · 201020 okunma

Gülcan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.··
17 günde okudu
·
2026 10. kitabı
Sid Jacobson
8/10 · 20 okunma
7/10
·656 syf.··
2026 9. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 16:59
Bu kitaba başlarken beklentim oldukça yüksekti. İlk yarıda vadi tarihinin anlatımı, ailelerin kuruluşu, olayların başlangıcı ve yol ayrımları muazzam dinamik bir tempo yaratmış, hikaye beni içine hemen çekmişti. Esasen kitabın ilk yarısında neyin ne olduğu anlaşılmış, taşlar yerine oturmuş ve mesaj net bir şekilde alınmıştı. Tam da bu yüzden, hikaye ilerledikçe romandaki o sürükleyici hava gücünü kaybetti. Kitap yarıdan sonra inanılmaz bir vites düşürdü; söylemek istediği her şeyi zaten ilk yarıda tüketmiş gibi, kalan yüzlerce sayfa boyunca sıradan bir taşra dönem dizisi durağanlığına gömüldü. ​Kitapla ilgili en büyük sorun, içinde gerçekten dokunabileceğim, acısını ya da sevincini hissedeceğim etten kemikten insanların olmayışıydı. Karakterlerin hepsi soğuk, soluk ve hayali birer silüet gibiydi. Yazar bize gerçek insanlar sunmak yerine, kafasındaki felsefi tezleri anlatmak için birer kukla tasarlamış gibi hissettim. Roman, vadinin tarihini ve yazarın kendi aile geçmişini anlatma ısrarı yüzünden o kadar gereksiz uzatılmıştı ki, bir süre sonra edebi yoğunluk tamamen kayboldu ve benim de okuma keyfimi, konsantrasyonumu büyük ölçüde baltaladı. ​Yazarın bu felsefi anlatım kaygısı, karakterleri adeta iki farklı kampa bölerek kategorize etme takıntısında da kendini hissettiriyor. Kutsal metinlerdeki Kabil (Cain) ve Habil (Abel) mitolojisini hikayeye uyarlayacağım diye karakterleri daha doğdukları an isimlerinin baş harflerine göre iki zıt gruba ayırmış. İsimleri "C" harfiyle başlayanlar (Charles, Cathy, Cal) doğuştan karanlık tarafa, yani "Kabiller" grubuna; "A" harfiyle başlayanlar ise (Adam, Aron, Abra) saf ve aydınlık tarafa, yani "Habiller" grubuna yerleştirilmiş. ​Bu durum sembolik olarak güçlü görünse de insanları daha yolun başında, bu kadar keskin şablonlarla
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma