Sevgilim...
Gözlerin hangi şehrin sabahına açılırsa açılsın her sabah aynı kişiye uyanabilmektir aşk... Ben her sabah solumdaki o ağrıyla sadece sana uyanıyorum. Bu daha ne kadar sürecek hiçbir fikrim yok. Ama bir süre sonra sıradan bir pazar sabahına, aklımda başka bir telaşla uyanacağıma inanıyorum. Sen de inan buna. Bir zamanlar iliklerine kadar seni seven birinin, bir gün hatıralarında bile yer tutmayacağına inan. Seninle mutsuz yaşamaya bile razı olan birinin sensiz çok daha mutlu yaşlanacağına inan...
Ve bir gün olur da denk olursa acılarımız; yani en az benim kadar yaralanırsa gururun, incinirse duyguların beni hatırla... İşte o zaman gerçek sevginin birinin varlığıyla mutlu olmak değil, yokluğuyla mutsuz yaşamaya alışmak olduğunu anlayacaksın.
Ben sana hak ettiğinden fazlasını verdim biliyorsun.
Üstü kalsın...
Her şeyi bırakmaktan korkuyorum
kum yığını gibi
unutulmuş bir arazide atlanmaktan
camlara çıkmış ellerimin izi imdattan mı
bi alev yükseliyor odalardan
gece ilerleyince sesleniyor duygular
cümleden muaf
başa gelen bu diyorum kurduğum
doğrudur
içimdeki var gücüyle koşuyor sona
sormuyor bana
aklında kim olduğum
“Hoşça git,” dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.” Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: “Gerçeğin mayası gözle görülmez.”