İhsan Oktay Anar ile tanıştığım kitap oldu. Çok karşıma çıkan çok önerilen bu kitabı sonunda okuma fırsatı bulabildim. Fakat okurken anlamakta zorlandım. Belki de bunun sebebi İ. O. Anar'ın kalemine alışık olmayışımdır. Gelgelim kitap birbirine ustaca bağlanan farklı hikayelerden oluşuyor. Yer yer sıkıldığım noktalar olsa da genel olarak kitabı beğendim. Üstelik etkileyici bir sona bağlandığını söyleyebilirim. Kitabı okurken etkilenmesem de bitirdiğim de en çok etkilendiğim şeyin kitabın özünü oluşturan "düşüncelerden ibaret olmak" fikri oldu. Biz gerçekten var mıyız? Yoksa her birimiz bir diğerinin düşü ya da düşüncesinden mi ibaretiz? Ya sadece bir düşün içindeysek..?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İnsan kendi ruhunun efendisi olduğuna inanmak ister. Ancak istese de bu tam anlamlıyla mümkün olmaz. Ne ruh halini ne de duygularını kontrol edebilmeyi başarır. Bilinçdışının yaptığı sızıntıyı görürse ve sayısız gizli yolla kendisini etkilediğini fark ederse ancak o zaman kendi kendisinin efendisi olabilir."