Omzumda bir çuval, içinde de beni mutsuz eden sıkıntılar vardı sanki. Hepsini çuvalıma doldurup buradan götürmeye, buradaki insanların mutluluklarına bulaştırmamaya çalışıyordum. Fakat çuvalın içindeki mutsuzluk taştıkça taşıyor, her adımımda yere saçılıyordu. Çünkü mutsuzluk bir çuvalın içine büsbütün sığamayacak kadar kibirlidir.
Kısa bir süre içinde hem çok mutlu hem de çok mutsuz olabiliyordu insan. Güzellikti bu dünya, çirkinlikti bu dünya. İnsan, cenneti ve cehennemi aynı anda içinde yaşayabiliyordu.
'Sadakat', kişinin kendinde bir kişiye bir yer ayırması ve o yeri hep onun için korumasıdır;
'sadakatsizlik' de, kişinin o yeri korumasını savsaklamasıdır;
'ihanet' ise kişinin, o yerine, başka bir kişiyi sokması--